<?xml version="1.0" encoding="utf-8"?><rss version="2.0" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
	<channel>
		<atom:link href="https://www.tezeroner.com/blog/x5feed.php" rel="self" type="application/rss+xml" />
		<title><![CDATA[Blog]]></title>
		<link>https://www.tezeroner.com/blog/</link>
		<description><![CDATA[Anılar, Hikayeler, Yaşamdan Anekdotlar, Güncel ve Spor Yorumları ve Makalelerim... Fayda sağlamak veya iyi zaman geçirmek adına uğranması gereken bir blog. ]]></description>
		<language>TR</language>
		<lastBuildDate>Thu, 27 May 2021 16:09:00 +0300</lastBuildDate>
		<generator>Incomedia WebSite X5 Pro</generator>
		<item>
			<title><![CDATA[Devalüasyon]]></title>
			<author><![CDATA[Tezer Öner]]></author>
			<category domain="https://www.tezeroner.com/blog/index.php?category=Profesyonel"><![CDATA[Profesyonel]]></category>
			<category>imblog</category>
			<description><![CDATA[<div id="imBlogPost_000000015"><div class="imTAJustify"><b class="fs14lh1-5">1</b></div><div class="imTAJustify"><span class="fs12lh1-5"><br></span></div><div class="imTAJustify"><span class="fs12lh1-5">Harika bir hava… Bahar geliyor Mart’ın güzel günlerinden biri… Havanın güzel olması bir yana ortamda bir kasvet vardı… Fakat Türkiye enteresan günler geçiriyordu.</span></div> &nbsp;<div class="imTAJustify"><span class="fs12lh1-5">Bir yıldır bir kadın başbakan tarafından yönetilen ve modern dünyaya harika sinyaller veren bir ülke gibi görünüyor ama ekonomik dengeler çok hassas, ne olacağını kimse kestiremiyor. Bir huzursuzluk, bir diken üstü durumu… Allah sonumuzu hayır etsin yani…</span></div> &nbsp;<div class="imTAJustify"><span class="fs12lh1-5">Müge sabah kahvesini yudumlarken bu gün görüşeceği müşteri listesini kontrol ediyor ve kimle neler konuşacağını not alıyor. Elinde satması gereken bir dolu mal var… KralTex yani çalıştığı firma Uzakdoğu'dan, Avrupa’dan, Pakistan ve neredeyse üretim yapan her yerden kumaş, iplik, ham bez, örgü ve dokuma bitmiş kumaş ve hammadde getiriyor. &nbsp;Bazen gümrüğe sokmadan proforma fatura ile satıyorlar bazen de gümrükleyerek iç pazarda kendi depolarından çıkış yapıyorlar. İkinci durum kar marjıyla doğru orantılı aslında… Karlı malı gümrükleyerek depodan satmak neredeyse 5 kat daha karlı satış yapmak demek o sıralarda. </span></div> &nbsp;<div class="imTAJustify"><span class="fs12lh1-5">Ama Müge çok huzursuz, kendisiyle birlikte yaklaşık 26 satıcının çalıştığı dev bir firmada beş ortağın yatırım yapmasına ve güçlerini birleştirip piyasanın ciddi bir bölümünü elinde tutmasına rağmen piyasadaki belirsizlik durgun bir ortam getirmiş ve ne yapacaklarını bilemez hale gelmişler. Ama satışları çok iyi durumda, fabrikalar Avrupa ve Amerika’ya durmadan mal yapıyor haldır-haldır mal çekiyorlar. Aslında şirketin işleri piyasaya göre şahane sayılabilir.</span></div> &nbsp;<div class="imTAJustify"><span class="fs12lh1-5">“Günaydın Müge?” Can da satıcılardan biri ve Müge’nin iyi arkadaşı flört durumunda değiller ama dışardan bakanlar onları hep flört ediyor sanıyorlar. </span></div> &nbsp;<div class="imTAJustify"><span class="fs12lh1-5">“N’aber Can’ısı?” keyifsizlik paçalardan akıyor... “N’olcak bebeğim bu durum ya? Müşteriler sürekli mal soruyor. Ama ben nedense önümü pek göremiyorum.” </span></div> &nbsp;<div class="imTAJustify"><span class="fs12lh1-5">“Evet devletin maaş ödeyemeyecek durumda olduğunu falan söylüyorlar… Müge, kuru sabit tuttukları sürece sorun yok. Biz alacağımızı vereceğimizi bilelim yeter… Şüpheli müşterilere mal çıkma sakın. Çıktıklarının da ödemelerini hemen al sakın açık hesapta kalma… Benim yeni Toyota’yı gördün mü sen??” Gülerek konuyu değiştirdi. </span></div> &nbsp;<div class="imTAJustify"><span class="fs12lh1-5">“Evet, yaa iki hafta önce almışsın... Hayırsız..! İnsan bi tur attırır…” Omza hafif bir yumruk bu sitemi daha da güçlendirince Can karşılık vermek zorunda kaldı.</span></div> &nbsp;<div class="imTAJustify"><span class="fs12lh1-5">“Tamam, kızım ya… Bak bu hafta sonu Kavak yaparız hem de makinayı ıslatırız. Benim ki GL bu arada en lüksü… Kapı camları falan otomatik…”</span></div> &nbsp;<div class="imTAJustify"><span class="fs12lh1-5">“Yuh hayvan nereden buldun sen o kadar parayı?”</span></div> &nbsp;<div class="imTAJustify"><span class="fs12lh1-5">“Yok, be canım 36 ay taksitle aldım. Banka hemen verdi krediyi zaten çok uğraşmadım. Yoksa nerede bizde o kapital?”</span></div> &nbsp;<div class="imTAJustify"><span class="fs12lh1-5">“İyi hayırlı olsun, hafta sonu ekme fena yaparım… Ben müşteriye çıkıyorum… Haydi, görüşürüz sana da iyi satışlar…”</span></div> &nbsp;<div class="imTAJustify"><span class="fs12lh1-5">“Sağol tatlım byee”</span></div><div class="imTAJustify"><span class="fs12lh1-5"><br></span></div> &nbsp;<div class="imTAJustify"><span class="fs14lh1-5"><b>2</b></span></div> &nbsp;<div class="imTAJustify"><span class="fs12lh1-5">“Sami Amcam benim!!! Nasılsın?” Müge içeri öyle bir daldı ki ortalık anında toz duman oldu. Müşterileri ile arasını hep çok sıcak tutardı. Yarı flört, yarı abi, yarı amca… Kime ne yakıştırıyorsa ona göre nabza şerbeti çakardı… Hem de ne şerbet… </span></div> &nbsp;<div class="imTAJustify"><span class="fs12lh1-5">Sultanhamam’da bazı müşteriler onun sorumluluğundaydı. Sami Bey de en sevdiklerinden biriydi. Kısa boylu şişman tonton bir adamdı ve en sevdiği şeylerden biri de Müge’nin onu amcam diye çağırması ve yanaklarını sıkarak sevgi gösterisinde bulunmasıydı. Çalışanlar için ise Müge Hanım uzun boyu modern ve dekolte kıyafetleri ile günü aydınlatan ve hayaller kurduran güneş ışığıydı…</span></div> &nbsp;<div class="imTAJustify"><span class="fs12lh1-5">“Amcacım nasılsın? Haydi, kahve söylemeyecek misin bana? Neyin var?”</span></div> &nbsp;<div class="imTAJustify"><span class="fs12lh1-5">“Kızım işler çok şükür gayet iyi… Ama bir uyumsuzluk var ve bu beni çok rahatsız ediyor.”</span></div> &nbsp;<div class="imTAJustify"><span class="fs12lh1-5">Müge kulaklarını ve gözlerini dört açarak dinlemeye başladı. Sami amcası duayenlerdendi. Her türlü zamanı görmüş geçirmişti ve şimdi ondan duyacağı her şeye can kulağıyla sarılacaktı. Bu piyasada ondan daha tecrübeli ve değerli adam çok azdı.</span></div> &nbsp;<div><span class="imTAJustify fs12lh1-5">“Amcacım bence gereksiz evhamlanıyorsun.”</span><br> &nbsp;</div><div><span class="imTAJustify fs12lh1-5">“Yok, kızım öyle değil… Bak Tansu maaş ödeyemiyor. Çiftçiye borçları tavan yaptı. Çiftçi sübvansiyonları alamıyor. Hesapta destekler var ama para yok… Cari açık çok yüksek ve giderek artıyor ama buna dur diyen yok, hatta artışına katkı veriliyor sanki… Bu böyle gitmez yakında devalüasyon olursa hiç şaşırma…”</span><br> &nbsp;<div class="imTAJustify"><span class="fs12lh1-5">“Ne diyorsun yaa amca? Devalüasyon olursa n’olur peki?”</span></div> &nbsp;<div class="imTAJustify"><span class="fs12lh1-5">“Bak kızım önce cari açıkla işsizliği halletmesi lazım, sonra piyasa normale dönüp büyümeye başlayacak. Bunun ilk şartı da önce kuru serbest bırakacak. Bu durumda kurlar sanırım şimdikinin iki katına çıkar.”</span></div> &nbsp;<div class="imTAJustify"><span class="fs12lh1-5">“Amca yüzde yüz diyorsun sen ama bu çok fazla değil mi?”</span></div> &nbsp;<div class="imTAJustify"><span class="fs12lh1-5">“Değil kızım hortumu ne kadar sıkıştırırsan o kadar yukarı su sıkarsın… Ben valla ticari hareketlerimi ona göre düzenlemeye başladım. Eğer bu olursa biz hazırlıklı olacağız.”</span></div> &nbsp;<div class="imTAJustify"><span class="fs12lh1-5">“Nasıl yani?”</span></div> &nbsp;<div class="imTAJustify"><span class="fs12lh1-5">“Kızım sana ne kadar borcumuz var bizim şu anda?”</span></div> &nbsp;<div class="imTAJustify"><span class="fs12lh1-5">“Sami amca tam olarak… Mmmm.... Bir dakika bakayım… Hmmmm” ajandasını açtı ve yaprakları karıştırıp bir yandan da mini hesap makinasıyla rakamları topluyordu. O zamanlar öyleydi. Satıcı dediğin bir ajanda, bir cep telefonu ki o da yeni icat, bir de hesap makinasıyla sokağa çıkar ve bütün gün gezerdi. Henüz cep telefonları da çıkmadan önce bol bol cebinde jetonu olurdu ki müşterinin yanından telefon açmak zorunda kalmasın… &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;</span></div> &nbsp;<div class="imTAJustify"><span class="fs12lh1-5">“Sami amcacım tam olarak 184.216 USD borcun var. Bu yeni gelen konteyner hariç. Sana kaymak gibi T/C ( Terry Cotton ya da Polyester Pamuk gömleklik kumaş yani ) verdim valla… Kimseye bu kadar iyisini vermiyorum. Direk Çin Hebei’den… O da 123.210 m yüklenmiş Sana geçen hafta teslim etmişiz bu günkü kurdan dönersek 0,86USDx14.500TL yani toplam da 1.536.428.700TL+KDV borcun daha var.” </span></div> &nbsp;<div class="imTAJustify"><span class="fs12lh1-5">“Kızım bizim seninle çalışma vademiz neydi? 2 ay mı 45gün mü?”</span></div> &nbsp;<div class="imTAJustify"><span class="fs12lh1-5">“45gün amcacım ama ben seni 15gün için üzmem...” Müge tüm şirinliği ile hesabı almanın vereceği mutlulukla gülümsemekteydi. Evrakları alınca mutluluktan uçacaktı hatta Sirkeci’de köfte bile yenir bunun üzerine bir randevuyu da es geçebilirdi.</span></div> &nbsp;<div class="imTAJustify"><span class="fs12lh1-5">“Levent oğlum bak buraya!!” Muhasebecisi zaten hemen yan odasındaydı ve Sami Amca hala kimseyi telefonla çağırmazdı.</span></div> &nbsp;<div class="imTAJustify"><span class="fs12lh1-5">Levent koşarak geldi. “Buyurun Sami Bey!”</span></div> &nbsp;<div class="imTAJustify"><span class="fs12lh1-5">“Oğlum Müge Hanıma olan hesabımızı kapatalım. Ne olur ne olmaz. Dolar hesabımızı nakit çekle kapat. Günlük çek olsun. TL hesabımızı da 2 aylık çek ver KDV dahil olarak.” Müge’ye döndü “Olur mu kızım?”</span></div> &nbsp;<div class="imTAJustify"><span class="fs12lh1-5">Günlük çek mi? Hem de Sami Amcadan mı? Olmaz mı? 2 ay da boş ver önemli değil… Aslında şirket satıcılara 3 aya kadar esneme yetkisi vermişti. Ama Müge genelde bunu imkânsız satışlarda kullanır ortalamasını hep 2 ayda tutardı ki patronların en sevdiği satıcılardan olmasını sağlayan sebeplerden biri de buydu. Aylık faiz sonuçta çok ciddi bir rakamdı ve vade farkı, kur farkı gibi müşteriyle devamlı kavga konusu olan durumlar Müge’nin müşterilerinde çok az olurdu.</span></div> &nbsp;<div class="imTAJustify"><span class="fs12lh1-5">Levent çekleri hazırlayıp getirdi. Sami Bey kontrol etti ve imzaladı. Levent Bey Müge’ye dönerek; “Önümüzdeki hafta sizin muhasebeye mutabakat gönderirim olur mu?”</span></div> &nbsp;<div class="imTAJustify"><span class="fs12lh1-5">“Elbette Levent Bey, bendeki rakamlara göre tamamdır zaten.”</span></div> &nbsp;<div class="imTAJustify"><span class="fs12lh1-5">Müge meraktan içini kemiren soruyu Levent çıkar çıkmaz Sami Amcasına yapıştırdı.</span></div> &nbsp;</div><div><span class="imTAJustify fs12lh1-5">“Amcacım hayırdır? Sen bu kadar bonkör olmazsın hiç? Genelde senden ödeme almak için takla atmam gerekir. Benden bir şey mi saklıyorsun?”</span><br> &nbsp;<div class="imTAJustify"><span class="fs12lh1-5">“Kızım biliyorsun benim küçük oğlan bankacı… Geçen gün beni aradı banka devalüasyon beklentisine göre pozisyon alacakmış beni de uyardı ve benim de tedbir almamı söyledi. Ben de sana olan dolar borcumu hemen ödüyorum ki yarın ne olacağı belli olmaz.”</span></div> &nbsp;<div class="imTAJustify"><span class="fs12lh1-5">“Anladım amcacım… Eh ben gidiyorum o zaman sana da hayırlı günler. Cumada benim için de dua etmeyi unutma…”</span></div> &nbsp;<div class="imTAJustify"><span class="fs12lh1-5">“Güle güle kızım Allah rast getirsin…”</span></div><div class="imTAJustify"><span class="fs12lh1-5"><br></span></div> &nbsp;<div class="imTAJustify"><span class="fs14lh1-5"><b>3</b></span></div> &nbsp;<div class="imTAJustify"><span class="fs12lh1-5">“Caaannn… Neredesin Can? Çabuk buraya gel…!!”</span></div> &nbsp;<div class="imTAJustify"><span class="fs12lh1-5">“Geldim kız ne bağırıyorsun şirkette herkes sana bakıyor. Akşam sana bir şey yaptım sanacaklar. Hehehe… Zaten demedikleri kalmadı.”</span></div> &nbsp;<div class="imTAJustify"><span class="fs12lh1-5">“Saçmalama zevzek şey.... Kes te dinle.... Bana bak sen bu arabayı bankadan dövizle almadın değil mi?”</span></div> &nbsp;<div class="imTAJustify"><span class="fs12lh1-5">Müge kısaca yaşadıklarını Can’a anlatırken Can da odanın içinde bir ileri bir geri yürüyerek düşünmekteydi. Müge nihayet tüm olayı anlatınca oturup sessizce bir süre bakıştılar. </span></div> &nbsp;<div class="imTAJustify"><span class="fs12lh1-5">“Yok, Müge ben arabamı TL ile aldım ama aklımda başka bir şey var şimdi. Benim kuzen ithalat yapıyor ve şu anda İngiltere’den mal almakla meşgul ve bugün Londra’da yarın dönecek. Vadeli akreditif açıyorsa başı belaya girecek demektir.”</span></div> &nbsp;<div class="imTAJustify"><span class="fs12lh1-5">“Akşam ona ulaşırsın bir şekilde oğlum biz ne yapacağız?” Müge hızlıca sipariş kayıtlarını ve gelen mal listesiyle depodaki mal listesini açtı.</span></div> &nbsp;<div class="imTAJustify"><span class="fs12lh1-5">“Çıkart bakalım cicilerini de görelim…”</span></div> &nbsp;<div class="imTAJustify"><span class="fs12lh1-5">“Dalgayı bırak… Benim satış rakamlarım iyi sen derdine yan… Bu arada banka kredisinde sorun olmaz değil mi kriz olursa?”</span></div> &nbsp;<div class="imTAJustify"><span class="fs12lh1-5">“Ne diyecekler ki? Ben TL olarak aldım ve taksitlerim de belli… Faiz oranı da fena değildi valla… Sıkıntı olmaz herhalde.”</span></div> &nbsp;<div class="imTAJustify"><span class="fs12lh1-5">Beraber listeleri incelemeye başladılar. Şu anda depoda yaklaşık 12milyon USD tutarında mal vardı. Acaba şirket nasıl etkilenecek? Batarlar mıydı? Yeni iş aramaya başlamalı mı? Hatta belki sektör bile değiştirip daha sağlam bir sektöre mi geçmeliydi?</span></div> &nbsp;<div class="imTAJustify"><span class="fs12lh1-5">Bu çalışma hayatı da ne zordu be… Neden her şey aynı haliyle akıp gitmiyordu ki?</span></div> &nbsp;<div class="imTAJustify"><span class="fs12lh1-5"><br></span></div><div class="imTAJustify"><span class="fs14lh1-5"><b>4</b></span></div> &nbsp;</div><div><span class="imTAJustify fs12lh1-5">Can kapıdan içeri girdiğinde iki patronu hararetle konuşurken buldu. Günlerden 17 Mart Perşembe ve öğlen saatleriydi.</span><br> &nbsp;<div class="imTAJustify"><span class="fs12lh1-5">“Can Nergis’i göndersene çıkarken, bu arada aklında olsun Müge ve gördüğün herkese söyle yarın büyük toplantı yapacağız. Hiçbir mazeret ve toplantı randevusu vs kabul etmiyorum herkes eksiksiz toplantı salonunda olacak. Tamam mı?”</span></div> &nbsp;<div class="imTAJustify"><span class="fs12lh1-5">“Elbette Altan Bey…” sessizlik oldu…</span></div> &nbsp;<div class="imTAJustify"><span class="fs12lh1-5">“Sen ne istiyordun bu arada?”</span></div> &nbsp;<div class="imTAJustify"><span class="fs12lh1-5">“Şu Gak Tekstilin hesaplarına beraber bir bakabilir miyiz? Çekleri gelecek hafta tahsil etmeyin diyorlar. Birkaç hafta izin istiyorlar bizden?” Mahcup ve cevap isteyen gözlerle Altan Beye bakmaya başladı. </span></div> &nbsp;<div class="imTAJustify"><span class="fs12lh1-5">Altan Bey de yanındaki Cevat Beyle anlamlı bir bakışma yaptıktan sonra elindeki Mont Blanc kalemle oynamaya başladı. Bir taraftan içinden bir şeylerin hesabını yaptığı belli oluyordu. Patronlardan bir tek o çok lüks giyinmeye ve pahalı şeylere meraklıydı. Karşısında oturan Cevat Bey yaşça daha büyük ve ağır başlı aynı zamanda da gayet mütevazı kılık kıyafetlerle daha babacan biriydi.</span></div> &nbsp;<div class="imTAJustify"><span class="fs12lh1-5">“Can bu heriflerin ne kadar borcu var bize?”</span></div> &nbsp;<div class="imTAJustify"><span class="fs12lh1-5">“Tam tamına 128.000USD abi.”</span></div> &nbsp;<div class="imTAJustify"><span class="fs12lh1-5">“Faturaladık mı tamamını? Kur farkı falan varsa kur farkı faturası kesilsin hemen git yeni çekleri al. Biz de bankadan eski çekleri alalım takasta kalmasın çekleri yarın sorulur ve takastan sorulan çek yazılır biliyorsun.”</span></div> &nbsp;<div class="imTAJustify"><span class="fs12lh1-5">“Tamamdır Altan Bey, bize minnet borcu duyacaklar…”</span></div> &nbsp;<div class="imTAJustify"><span class="fs12lh1-5">“Can ben sadece Dolar borçlanmalarını istiyorum. Ha bu arada gidince kesinlikle TL çeki almıyorsun. Mutlaka Dolar çeki al… Özellikle de belirt ki bir daha erteleme yapmayacağız Nisan ortasına Dolar olarak versinler. De ki ithalatta teminata vereceğiz ve geri çekme diye bir şey olmayacak.”</span></div> &nbsp;<div class="imTAJustify"><span class="fs12lh1-5">“Tamam, Altan Bey… Şey… Yarın toplantı saat kaçta olacak acaba?”</span></div> &nbsp;<div class="imTAJustify"><span class="fs12lh1-5">“Saat 10.00 da… Herkese söyle kimle konuşacaksanız bugün konuşun yarın telefonlar kapalı olacak. Yeni cep telefonları verdik oyuncak ettiniz zaten…” </span></div> &nbsp;<div class="imTAJustify"><span class="fs12lh1-5">“Affedersiniz Altan Bey ben arkadaşları da uyarırım… Bu hafta maça gidecek misiniz? Gitmeyecekseniz ben sizin locaya gidebilir miyim acaba?”</span></div> &nbsp;<div class="imTAJustify"><span class="fs12lh1-5">“Ulan bu herife ne zaman selam versek borçlu çıkıyoruz kardeşim… Haber veririm ben sana Cuma akşamı” gülmeye başladı. Can da kaçar gibi yapıp gülerek dışarı çıktı. Aralarında gizli bir kankalık durumu vardı ama sosyal statüler gereği dostluk bir yere kadardı.</span></div><div class="imTAJustify"><span class="fs12lh1-5"><br></span></div> &nbsp;<div class="imTAJustify"><span class="fs14lh1-5"><b>5</b></span></div> &nbsp;<div class="imTAJustify"><span class="fs12lh1-5">Toplantı odası şirketin tüm odaları ve girişi gibi beyaz taş yer döşemeleri ve meşe ağaç kaplamaları ile hafif kum beji duvarlarla estetik ve uyum içerisindeydi. Mobilyalar gayet lüks ve konforluydu. Tek sorun bu kadar adama koltuk olmamasıydı. Çünkü satıcılarla beraber muhasebe ve ithalat departmanı da toplantıya katılmıştı. Demek ciddi bir şeyler olacaktı ve herkes birbirine soru dolu gözlerle bakmaya başladı. Hafif bir korku hissi Müge’nin tüylerini diken-diken ederken patronların beşi birden salona girip koltuklarına yürümeye başladılar.</span></div> &nbsp;<div class="imTAJustify"><span class="fs12lh1-5">“Merhaba millet… N’aber Apo? Bursa’da işler nasıl? Cengiz hoş geldin oğlum… Alsancak’tan midye getirmedin mi? Sultan nasılsın kızım? Çorlu’da asayiş berkemal mı?” Yanından geçtiklerine hafif sataştığına göre keyfi yerinde… O zaman konu başka, kimsenin kıçı sıkıntıda değil demek ki… </span></div> &nbsp;<div class="imTAJustify"><span class="fs12lh1-5">“Evet, arkadaşlar, hoş geldiniz…”</span></div> &nbsp;<div class="imTAJustify"><span class="fs12lh1-5">Bir sürü düzensiz karşılık ve mırıltıdan sonra eliyle herkesi susturmak zorunda kaldı. Sonra herkesin gözlerinin içine bakarak bir süre nabız ölçtü. Endişeli yüzler, performans sorgulaması bekleyerek korkan ve kaçan gözler, merakla ne olacak diye onun gözlerine bakan kendinden emin gözler ve son olarak ta ben unumu eledim eleğimi astım tarzında ne olursa olsun diye umursamayan gözler… </span></div> &nbsp;<div class="imTAJustify"><span class="fs12lh1-5">Hepsi yanılıyordu…</span></div><div class="imTAJustify"><span class="fs12lh1-5"><br></span></div> &nbsp;<div class="imTAJustify"><span class="fs14lh1-5"><b>6</b></span></div> &nbsp;<div class="imTAJustify"><span class="fs12lh1-5">“Arkadaşlar, bu çok önemli bir toplantı. Piyasadan önemli dedikodular geliyor. Karar almadan hep birlikte tartışmak ve birlikte fikir birliğine varmak istedik.” UU-Huuu fırtına geliyor. Bakalım neler olacak... </span></div> &nbsp;<div class="imTAJustify"><span class="fs12lh1-5">“Müge geçen gün yaşadıklarını anlat. Sonra herkes neler duydu gördü bu çerçevede düşünsün ve anlatsın. O an önemsiz gelen bir ayrıntı şimdi konuyu tartışmaya başlayınca değerli olabilir ve hatırınıza gelebilir. O yüzden Müge konuşurken siz de müşteriler, banka personeli, gümrükçü, yandaki şirketin kapıcısı dahil kimle neler konuştunuz paylaştınız iyi düşünün... Bizim patron seviyesindeki temaslarımız ve edindiğimiz bilgileri de en sona koyup önemli bir karar alacağız.” İşte bu şirketin en güçlü tarafı buydu. Elbette ki kimse onlar kadar bilemezdi ve onların bağlantıları kimsede yoktu. Ancak karara ortak olmak, fikirlerin sorulması ve bu önemli anda birlik ve beraberlik portresi çizmek ayrıca bir motivasyon kaynağı olacaktı.</span></div> &nbsp;<div class="imTAJustify"><span class="fs12lh1-5">“......İşte böyle efendim son 4 müşteriyle görüşme detaylarım bunlar.” Müge, Can, Emre ve en son &nbsp;Moris de dahil tüm satıcılar ve dışarıyla bağlantısı olan herkes anlatmıştı. Tam 3 saattir içerdeydiler. Derin bir sessizlik oldu... </span></div> &nbsp;<div class="imTAJustify"><span class="fs12lh1-5">Tekstil sektörünün tamamı Amerikan Doları ile ticaret yapmaktaydı. TL maalesef bu piyasada geçmezdi. Herkes ihracata çalıştığından ve hammadde de ithal geldiğinden dengeyi ancak bu şekilde kurmak mümkün oluyordu. Mecburen yapılan TL işlerinde mutlaka dönem sonunda kur farkı faturaları kesilir ve bu kimse tarafından yadırganmadan sistem işlerdi. </span></div> &nbsp;<div class="imTAJustify"><span class="fs12lh1-5">“Arkadaşlar biz bir karar verdik bu anlatılanlar da bizim kararımızı destekler nitelikte... Çok yakın bir zamanda yani günlerle sayılı olarak devalüasyon bekliyoruz. Kimler bu fikirde?”</span></div> &nbsp;<div class="imTAJustify"><span class="fs12lh1-5">Herkes istisnasız elini kaldırıp aynı zamanda mırıldanarak onay verdi. &nbsp;</span></div> &nbsp;<div class="imTAJustify"><span class="fs12lh1-5">“Bu durumda elimizdeki 12 milyon USD civarındaki stok malın satışını durduruyorum.” Herkes ufaktan sırıtmaya başladı. Bu ciro ve kazancımızı TL bazında katlamanın hesaplarıydı. Bu aynı zamanda bu sene herkes çok iyi prim alacak demekti. Daha ne olsundu... </span></div><div class="imTAJustify"><span class="fs12lh1-5"><br></span></div><div class="imTAJustify"><span class="fs12lh1-5">“Tüm satıcılar piyasaya çıkıp TL ile mal toplayın. Elimizde bu iş için 10milyon TL nakit var. Operasyonu Cemal Bey yönetecek. Malı bulduğunuzda pazarlık edin sıkışan tüccarları tercih edin, nakit ve peşin alım yapıyoruz diye fiyatı gebertin. Cemal Beyi hemen arayıp ödemeyi çıkarttırın ve onunla koordineli bir şekilde paramızın planını yapın.” Altan Bey sağlam götürecek diye düşündü herkes... </span></div><div class="imTAJustify"><span class="fs12lh1-5"><br></span></div><div class="imTAJustify"><span class="fs12lh1-5">“Ayrıca satıcılar, gidip tüm açık hesaplarınızı Dolar Çeki ile kapatmanızı istiyorum. Sakın TL çeki almayın. Herkese yeni yüklemelerimiz olduğunu söyleyin ve ithalat teminatı olduğu için bu şekilde almak zorundayız deyin. 1 Nisan’a kadar zamanınız var. Tüm operasyon 1 Nisan’da bitmiş olmalı...” </span></div><div class="imTAJustify"><span class="fs12lh1-5"><br></span></div><div class="imTAJustify"><span class="fs12lh1-5">“1 Nisan’dan sonra ne olacak peki Altan Bey? Yani ne yapacağız?” Müge herkesin aklındaki soruyu dile getirdi. Öyle ya... Neyin ne zaman olacağı belli değildi. Evet bir şeyler bekleniyordu ama ne zaman olacaktı??? </span></div><div class="imTAJustify"><span class="fs12lh1-5"><br></span></div><div class="imTAJustify"><span class="fs12lh1-5">“Hepimiz, tüm satıcılar ve patronlar ücretli izin yapacağız. Herkes muhasebeden ekstra 8000’er TL para alacak. Ben hepinize dönün diye sms atana kadar tatile çıkacaksınız. Telefonlarınızı kapatacaksınız. Herkes ev ve özel numaraları olanlar özelden irtibat kuracak. Müşterilerinize yurt dışında fuar var deyin, hastayım deyin, tatile gidiyorum deyin ne derseniz deyin... Satış yapmayın ve kimseyi küstürmeden ortalıktan toz olun...” Şirkette sadece muhasebe, sekreterya ve bir iki kişi kalacak. Herkes 1 Nisan’dan sonra izinli... Kalanlar da bu süre kadar tatil hakkı ve 8000TL alacaklar ama onlar sonra kullanacak.” Altan Bey herkesin gözlerine bakıyordu. Bu durumdan şikayet edilir mi hiç? Bir kumar oynuyorduk ama süresi konusunda emin olmamakla birlikte kazanacağımızdan kesin emindik. &nbsp;</span></div><div class="imTAJustify fs12lh1-5"><div><span class="imTAJustify fs12lh1-5"><br></span></div>“Sorusu olan var mı? Yoksa... Dağılın... Önce alımlar ve hesap kapatmalar... Haydi marş marş...!!!”</div><br> &nbsp;<div class="imTAJustify"><span class="fs12lh1-5"><br></span></div><div class="imTAJustify"><span class="fs14lh1-5"><b>7</b></span></div> &nbsp;<div class="imTAJustify"><span class="fs12lh1-5">1 Nisan sabah saatleri... Müge dünden çantasında kalan çeklerle muhasebeye girmiş ve topladığı müşterilerin cari hesaplarını düzenlemek için Füsun’la çalışma halinde... İçeriye Altan Bey girdi ve direk görünce onlara yöneldi. </span></div> &nbsp;<div class="imTAJustify"><span class="fs12lh1-5">“Nasılsınız kızlar? Durum ne?”</span></div> &nbsp;<div class="imTAJustify"><span class="fs12lh1-5">“Hallettik Altan Bey... Sadece 4 müşteride hala cari hesabımız var. Ama onlar da çok sağlam olanlar. Dolar üzerinden bize borçlular ama ne olursa olsun bu konuda sıkıntı çıkarmazlar. Bu arada başka firmalarda pek hareket yok işi bu kadar ciddiye alan sadece biz varız.”</span></div> &nbsp;<div class="imTAJustify"><span class="fs12lh1-5">“Eeee ne olmuş yani Müge?”</span></div> &nbsp;<div class="imTAJustify"><span class="fs12lh1-5">“Acaba yanlış mı karar verdik Altan Bey??? Vallahi hem madara oluruz hem de zaman ve para kaybetmiş oluruz...” </span></div><div class="imTAJustify"><span class="fs12lh1-5"><br></span></div><div class="imTAJustify"><span class="fs12lh1-5">“Sen merak etme ben ne yaptığımı biliyorum. Hem bunu sadece biz değil 42 kişi birlikte tartışarak aldık.” &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;</span></div><div class="imTAJustify"><span class="fs12lh1-5"><br></span></div><div class="imTAJustify"><span class="fs12lh1-5">“Ya kısa zamanda sonuçlanmazsa? Üstelik şu anda piyasadan bir de tam 10milyon 250bin TL’lik daha mal çektik. Elimizde 12milyon USD lık daha mal var. 2milyon USD lık cariyi de toplamayı başardık. Dışardaki riskimiz sadece 650bin USD kaldı. Zaten iki devalüasyon oldu. Kur 8.000TL’den 19.000TL oldu. Bu aşamada ciddi olarak zorlandık. Daha ne olabilir ki?”</span></div> &nbsp;<div class="imTAJustify"><span class="fs12lh1-5">“Kızım onlar öncü depremlerdi. Şimdi esas babası geliyor. Biz gerekirse bu şekilde bir ay bekleme kararı aldık. Hepiniz rahat olun paramız var. Maaşlar ve primleriniz zamanında ödenecek. Şimdi paranı al ve güzel bir tatil yap... Nereye gidiyorsun bu arada?</span></div> &nbsp;<div class="imTAJustify"><span class="fs12lh1-5">“Ben dışarıya kaçacağım. Gülerek şımarık bir kız olmuştu şimdi... Yaramazlık yapacak gibi bakıp... Sicilya’ya gidiyoruz...Bir hafta”</span></div> &nbsp;<div class="imTAJustify"><span class="fs12lh1-5">“Ohh süper... Haydi yolunuz açık olsun... Bana İtalya’dan şarap getirmeyi unutma... 1 hafta sonra konuşuruz.”</span></div> &nbsp;<div class="imTAJustify"><span class="fs12lh1-5">Müge ve 35 kişi daha o gün tatile çıktılar. Cuma günüydü... Tatile çıkmak için mükemmel bir gün... Hava gayet güzel ve hayat kimi için çok zor kimi için çok güzeldi....</span></div><div class="imTAJustify"><span class="fs12lh1-5"><br></span></div> &nbsp;<div class="imTAJustify"><span class="fs14lh1-5"><b>8</b></span></div> &nbsp;<div class="imTAJustify"><span class="fs12lh1-5">5 Nisan 1994 ülkedeki bir çok insan için korkunç bir gündü. Bir çok iflas, bir çok sermaye yokoluşu ve bir çok travma birlikte geldi. 8.000TL’den 19.000TL bandına gelmiş olan USD paritesi o günden sonra ki sabah 38.000TL olmuştu. Dövizle kredi kullanan veya borçlanan bir çok kişi o gün iflasın eşiğine geldi. </span></div> &nbsp;<div class="imTAJustify"><span class="fs12lh1-5">Tarihe meşhur 5 Nisan kararları olarak geçen o kararları dönemin Başbakanı Tansu Çiller televizyondan bizzat okumuş ve aslında bu kararların vatandaşın sırtına ne kadar ağır bir yük bindirdiği daha sonra ortaya çıkmıştır. </span></div> &nbsp;<div class="imTAJustify"><span class="fs12lh1-5"><br></span></div><div class="imTAJustify"><span class="fs14lh1-5"><b>9</b></span></div> &nbsp;<div class="imTAJustify"><span class="fs12lh1-5">Müge otel odasındaki televizyonda sadece 30 saniye süren haberleri gözleri faltaşı gibi açılmış bir şekilde seyretmiş ve donmuş kalmıştı. Ne de olsa İtalyan televizyonu için bizim ülkemizde develüasyon ve buna bağlı yorumlar için aslında 30 saniye bile çoktu. </span></div> &nbsp;<div class="imTAJustify"><span class="fs12lh1-5">“İnanamıyorum....!!!! Aaaayyyyyy!!!”</span></div> &nbsp;<div class="imTAJustify"><span class="fs12lh1-5">“Aşkım ne oldu??? Bir yerine bir şey mi oldu???” Zavallı Metehan koşarak banyodan gelmiş ve ne olduğunu anlamaya çalışıyordu... Gerçekte sevgilisi Metehan’dı ve bir yıldır beraberlerdi. Adam ne olduğunu anlamaya çalışıyor ve sanki bir şey bulacakmış gibi Müge’nin vücudunu inceliyordu...</span></div> &nbsp;<div class="imTAJustify"><span class="fs12lh1-5">“Met... Sanırım zengin olduk... Yani şirket zengin oldu da... Ben de iyi bir prim alırım bu sebeple... Türkiye’de devalüasyon olmuş. Şirket tüm mal varlığını şu an sanırımmm.... Mmmmm... Yaklaaaşıııkkkk... Yani yanılmıyorsaammmm... %60 oranında arttırdı. Hem de bir haftada!!?? Aaayyyyyy.... İnanamıyorummmmm....” </span></div> &nbsp;<div class="imTAJustify"><span class="fs12lh1-5">“Hayatım ama bizim işlerde de bu tam tersi sanırım çok ciddi ödemeler yapmamız gerekecek... Babam şu an kalp krizi geçiriyor olmalı... Hemen Türkiye’ye dönüyoruz... Eşyalarını topla ben inip check-out yapıyorum...”</span></div> &nbsp;<div class="imTAJustify"><span class="fs12lh1-5">Aslında yanılıyordu... Çünkü daha sonra gelemeyen mallar. Gümrükten çekilemeyen konteynerlar ve benzeri sebeplerle daralan piyasada yerine getirilmesi gereken ihracat kotasyonları ve zamanında teslim edilmesi gereken siparişlerle birlikte ciddi bir mal sıkışıklığı oluşmuştu ve..... </span></div> &nbsp;<div class="imTAJustify"><span class="fs12lh1-5"><br></span></div><div class="imTAJustify"><span class="fs14lh1-5"><b>10</b></span></div> &nbsp;<div class="imTAJustify"><span class="fs12lh1-5">Altan soğukkanlıydı... Olayın heyecanını ne kadar içinde hissetse de 10 Nisan’a kadar bekledi. 10 Nisan günü telefonunu açtı ve sırayla herkesi aramaya başladı...</span></div> &nbsp;<div class="imTAJustify"><span class="fs12lh1-5">“Müge, yarın sabah 08.00 de şirkette olağanüstü toplantı... Sen de herkese ulaşmaya çalış... Tam kadro toplantı istiyorum satıcılar eksiksiz olsun... Sonra birim yöneticileri ve muhasebe ile devam edeceğiz. Cengiz, Apo ve Can ile kalacaksınız...” Sinirli miydi? Hayır ama biraz gergindi sanki... </span></div> &nbsp;<div class="imTAJustify"><span class="fs12lh1-5">“Tamam Altan Bey...” Meraktan ölüyordu Müge... Acaba başka bir sorun mu vardı?</span></div> &nbsp;<div class="imTAJustify"><span class="fs12lh1-5">“Telefonlarınız kapalı olsun... 5 Nisan’dan beri beni günde 150 kişi aramış zaten...”</span></div> &nbsp;<div class="imTAJustify"><span class="fs12lh1-5">“Elbette Altan Bey...” Zaman da neden geçmiyordu ki? Bari sinemaya gideyim dedi... Metehan’da keyifsizdi zaten. Sicilya’dan döndüklerinden beri adam gibi görüşmemişlerdi.</span></div> &nbsp;<div class="imTAJustify"><span class="fs12lh1-5"><br></span></div><div class="imTAJustify"><span class="fs14lh1-5"><b>11</b></span></div> &nbsp;</div><div><span class="imTAJustify fs12lh1-5">“Günaydın arkadaşlar...” herkesten günaydın ve selam sabah mırıltıları yükseldi. Patronların tamamı, satıcılar eksiksiz olarak, muhesebe müdürü aynı zamanda patron olan Cemal Bey ve asistanı ile satın alma, depo müdürü ve sevkiyat birim yöneticileri de hazırdı.</span><br> &nbsp;<div class="imTAJustify"><span class="fs12lh1-5">“Olaylar malumunuz... Bir hafta içinde kağıt üzerinde yaklaşık %60 tan fazla büyüme gösterdik... Senelik hedefimiz %10’du bunu şimdiden 6 defa katlamış durumdayız ve sadece 4 ay geçti. Senenin 8 ayı daha duruyor....” Gülüşmeler ve mutluluk ifadeleri salonu dolduruyordu...</span></div> &nbsp;<div class="imTAJustify"><span class="fs12lh1-5">Altan elinde yeni seri bir Mont Blanc tutuyordu. İsviçre’ye gittiği belliydi. Hazır gitmişken hesaplarına da bir göz atmış ve nakit takviyede de bulunmuştu. Kendi ülkesine güvenmeyen klasik bir iş adamıydı. Paraya güven duy ve en sağlam yerde sakla... </span></div> &nbsp;<div class="imTAJustify"><span class="fs12lh1-5">“Ancak bu ekonomik kararların beklenmedik bazı etkileri de ortaya çıktı. Buna da ayrıca sevinmemiz gerekiyor. Piyasada dengeler yerine oturana kadar vadeli satışı kaldırıyorum. Mal isteyen herkes önce Dolar bazında parasını gönderecek ve malını öyle alacak. Açık hesabımız olan şirketlere söyleyin Dolar borcunu kapatmadan kimseye yeni mal çıkışı yok. O 650bin USD’ı en kısa zamanda kasamda istiyorum. Bu arada rakiplerimiz fena çuvallamış durumda... Gümrüklerden mal çekemiyorlar ve piyasaya süremiyorlar en az bir iki ay piyasada kaos olacak ve mal sıkıntısı çekilecek. O yüzden bugünden geçerli olarak tüm mallara %20-%25 zam yaptım. Yeni listeleri Cemal Bey’den alabilirsiniz.” Herkes gülerek birbirine bakmaya başladı... Bu şirkette paranın kokusunu alan satıcılar çalışırdı ve hepsi bu konuda bir av köpeğinden daha başarılı iz sürerdi.</span></div> &nbsp;<div class="imTAJustify"><span class="fs12lh1-5">İşte bu tam olmuştu. Zaten %60 büyümüş olan şirketi bir %20 daha büyütmüştü... Herkes öğle yemeğinde havyar ve şampanya yemeyi düşlemeye başladı.... </span></div> &nbsp;<div class="imTAJustify"><span class="fs12lh1-5">“Şimdi yapacağınız şey hızlı bir şekilde depoları boşaltmak... Unutmayın para peşin kırmızı meşin... Haydi satın... satın... satın...!!!” Eliyle masaya da vurarak ifadesini son derece güçlendirmiş ve bir basketbol koçu gibi takımını sahaya sürmüştü.</span></div> &nbsp;<div class="imTAJustify"><span class="fs12lh1-5">“Tamammm Patronnn!!!” herkes bir ağızdan ve tüm mutluluklarıyla birlikte odadan uçar gibi çıktı ve gitti....</span></div> &nbsp;<div class="imTAJustify"><span class="fs12lh1-5"><br></span></div><div class="imTAJustify"><span class="fs14lh1-5"><b>12</b></span></div> &nbsp;<div class="imTAJustify"><span class="fs12lh1-5">“Müge hoş geldin kızım...”</span></div> &nbsp;<div class="imTAJustify"><span class="fs12lh1-5">“Nasılsın Sami Amcacım??” Müge tüm şirinliği ile gidip adamın tonton yanaklarını sıktı ve bir öpücük kondurdu... Sonra karşısındaki koltuğa geçti ve bacak bacak üstüne atarak oturdu. Eteği cömert bir dekolte vaadetmekle birlikte Sami Amcanın da artık bu taraklarda bezi yoktu... Sami Amcası Müge gelince makamında oturmaz onunla oturma grubunda karşı karşıya oturup Türk Kahvesini içerdi. Daha samimi biraz da baba kız gibi konuşurlardı...</span></div> &nbsp;<div class="imTAJustify"><span class="fs12lh1-5">“Kızımm.... Söyle bakalım T/C ( Terry/Coton ) var mı elinde? Geçen hafta hep aradım telefonun hep kapalıydı. O Altan olacak bacaksız da açmadı telefonunu....”</span></div> &nbsp;<div class="imTAJustify"><span class="fs12lh1-5">“Aaa Sami Amca patronuma neden öyle söylüyorsun? Dedim ya tatile gidiyorum diye nişanlımla hani???.... Değil mi???”</span></div> &nbsp;<div class="imTAJustify"><span class="fs12lh1-5">“Nişanlın iyi mi bari?”</span></div> &nbsp;<div class="imTAJustify"><span class="fs12lh1-5">“İşleri çok bozuldu Sami Amca yaa... Dükkanını kapattı... İthal mallar satıyorlardı artık devam edemezler borçları çok ve katlandı şimdi. Bir de artık o malları bu fiyatlarla kimse alamaz....”</span></div> &nbsp;<div class="imTAJustify"><span class="fs12lh1-5">“Hayırlısı.... Kaçtan verceksin T/C yi bana? Hem demedin elinde var mı?”</span></div> &nbsp;<div class="imTAJustify"><span class="fs12lh1-5">“Sana olmaz mı amcacım?? Ama 1.10 USD/m olacak artık... Elimizde mal yok getiremedik te... piyasa hemen zam yaptı biz de mecburen uyuyoruz...” Masum ve mahcup bakışlar... ama Sami eski kurttu bunları yemezdi. Durumdan istifade her türlü kazık her yerden yağıyordu zaten... </span></div> &nbsp;<div class="imTAJustify"><span class="fs12lh1-5">“Altan buna tüccar olmak mı diyor?” Uzun bir sessizlik oldu ve devam etti....</span></div> &nbsp;<div class="imTAJustify"><span class="fs12lh1-5">“Bak kızım siz bunu yaparsanız bir gün de size bunu yaparlar... Zor zamanda esnaf birbirine yardım eder... Altan Beyler bir zahmet ederlerse kahvemizi içmeye gelsinler arada... Belki azıcık esnaflık ta öğrenir... Siz bunları hiç anlamıyorsunuz... Neyse bana iki konteyner lazım bugün mal sardırabilir misin”</span></div> &nbsp;<div class="imTAJustify"><span class="fs12lh1-5">“Tamam Sami Amca... ama ne olur böyle söylemeyin ben sonuçta çalışanım... Kararları ben vermiyorum ki...” Bu kadar masumiyet ancak bir kedi yavrusunda olabilirdi... Müge’nin değil satıcı olması bu yüz ifadesiyle ancak kreş öğretmeni olduğu tahmin edilebilirdi.</span></div> &nbsp;<div class="imTAJustify"><span class="fs12lh1-5">“Biliyorum... Ama ona söyleyeceksin nasılsa bu dediklerimi...” Ehh sonuçta herkes rapor verir...</span></div> &nbsp;<div class="imTAJustify"><span class="fs12lh1-5">“Bir de Sami Amca.... Şeyy.... Cemal Beyle bir konuşsanız bu arada.... Peşin satma kararı aldık ta...”</span></div> &nbsp;<div class="imTAJustify"><span class="fs12lh1-5">“Hmmmmm olur... olur... Sen canını sıkma ama bir de benim elime düşmeyin sakın... Bunun acısını çıkartırım sizden... Sen şimdi şu Cemal’in numarasını ver bakayım... Leveeeennttt gel oğlum... Yamyamlar acıkmış besleyelim...”</span></div> &nbsp;<div class="imTAJustify"><span class="fs12lh1-5">“Ama amcacımmm yaaaaaa....” Müge kıpkırmızı olmuştu... </span></div> &nbsp;<div class="imTAJustify"><span class="fs12lh1-5">Ama parayı o kadar çok seviyordu ki dükkandan çıktıktan beş dakika sonra gülücükler içinde iki konteynerden gelecek primini hesapladı... Daha bir mutlulukla sırıttı ve etrafındaki bakışlara aldırmadan sırıtarak Eminönü’ne otoparka doğru yürümeye başladı... Aklında Vakko’da gördüğü o siyah elbise vardı.... Bahar da ne güzeldi...</span></div> &nbsp;<div class="imTAJustify"><span class="fs12lh1-5"> </span></div></div></div>]]></description>
			<pubDate>Thu, 27 May 2021 13:09:00 GMT</pubDate>
			<enclosure url="https://www.tezeroner.com/blog/files/large-3210932_thumb.jpg" length="136294" type="image/jpeg" />
			<link>https://www.tezeroner.com/blog/?devaluasyon-bir-gunde-zenginler</link>
			<guid isPermaLink="false">https://www.tezeroner.com/blog/rss/000000015</guid>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Cesaret]]></title>
			<author><![CDATA[Tezer Öner]]></author>
			<category domain="https://www.tezeroner.com/blog/index.php?category=Do%C4%9Fal_Hayat"><![CDATA[Doğal Hayat]]></category>
			<category>imblog</category>
			<description><![CDATA[<div id="imBlogPost_000000014"><div class="imTAJustify"><span class="fs13lh1-5">Sabah gün doğmadan kalkarız biz... </span></div><div class="imTAJustify"><span class="fs13lh1-5"><br></span></div><div class="imTAJustify"><span class="fs13lh1-5">Eşim öğretmen olduğu için hafta içi sabahları servisi onu genelde 06.30 civarında alır. İstanbul'da havaların da durumuna bağlı olarak sabah trafiğinin ne olacağı hiç belli olmaz. O yüzden tedbirli bir şekilde okula geç kalmadan giderler. </span></div><div class="imTAJustify"><span class="fs13lh1-5"><br></span></div><div class="imTAJustify"><span class="fs13lh1-5">Yaza doğruydu sanırım. Çünkü evimiz giriş kat olduğundan doğanın uyanışını bazen acı şekilde hissettiğimiz zamanlar oluyor. Bir sene karınca istilasına uğramıştık. Bir başka sene bilumum börtü böcek fırlıyordu bahçeden. Bazen kirpi ailemizi görürdük. Genelde gece yarısı yan apartmanların bahçesine tek sıra halinde yürüyerek misafirliğe giderlerdi. </span></div><div class="imTAJustify"><span class="fs13lh1-5"><br></span></div><div class="imTAJustify"><span class="fs13lh1-5">Sabah uyandık eşim her zaman ki gibi yıldırım hızıyla hazırlanarak servise yetişmek üzere fırlayıp çıktı. Ben de her zaman ki gibi ona bazı şeyler hazırlamasında yardımcı olup çıktıktan sonra yatağıma doğru yöneldim. Sabahın 06.30'unda kalkıp yapacak bir işim de yoktu. </span></div><div class="imTAJustify"><span class="fs13lh1-5"><br></span></div><div class="imTAJustify"><span class="fs13lh1-5">Tüm ışıkları kapatıp yatağıma yatmıştım ki aklıma salonda telefonumu unuttuğum geldi. Fazla uyumamak için her zaman saati kurarım. "Hay bin kunduz!!" diye söylenerek tekrar kalktım... Yatakodası kapısından tam koridora çıkmıştım ki yerde belli belirsiz bir karaltı olduğu dikkatimi çekti. </span></div><div class="imTAJustify"><span class="fs13lh1-5"><br></span></div><div class="imTAJustify"><span class="fs13lh1-5">Genelde doğal malzeme pamuk veya yün giymeye çalıştığımız için arada böyle havlar birikip yerde toplanabiliyor. ilk aklıma gelen buydu. Oysa ne kadar masum bir tahminmiş. Gayri ihtiyari ve dikkatsizce eğilip karaltıyı parmak uçlarımla tuttum... Ve o anda uyanmaya başladım... </span></div><div class="imTAJustify"><span class="fs13lh1-5"><br></span></div><div class="imTAJustify"><span class="fs13lh1-5">Bir şey baş parmağımın tırnağına pıt pıt diye vuruyordu. İşin daha kötüsü tuttuğum hav parmaklarımın arasında kıpırdanıp kaçmaya çalışıyordu... Demek bu hav falan değildi... Anında uyandım... </span></div><div class="imTAJustify"><span class="fs13lh1-5"><br></span></div><div class="imTAJustify"><span class="fs13lh1-5">Elimdeki her neyse hemen koridorda az ilerime doğru fırlattım ve hemen aydınlatmaların düğmesini bulup ortalığı algı seviyeme uygun hale getirdim. Şimdi pırıl pırıl bir koridorda, iki metre mesafede, birbirine gardını almış iki silahşör gibi bir beyaz akreple birbirimizin gözünün içine bakarken kendimi buluverdim. Garibim o da çok korkmuş belli ama vay arkadaş o ne cesaret?? </span></div><div class="imTAJustify"><span class="fs13lh1-5"><br></span></div><div class="imTAJustify"><span class="fs13lh1-5">Herif kıskaçlarını kaldırıp bana açtı ve kuyruğunu da dikerek saldırı pozisyonu aldı... İlk tepkim ki genel de bu durumlarda bu tepkiyi veririm... "Yok artık... Daha neler???" diye bağırdım. Benim evimde ve benim koridorumda bana posta koymaya kalkan bir akrebim eksikti... </span></div><div class="imTAJustify"><span class="fs13lh1-5"><br></span></div><div class="imTAJustify"><span class="fs13lh1-5">Bunu sanırım yüksek sesle söyledim. İşitme duyularının ne düzeyde olduğunu bilmiyorum ama herif bana iki üç insan adımı hamle yaptı... Aaa bak sen şuna... Gerçekten şoklardayım... Bu arada birbirimizi inceliyoruz. Kuyruğunu bazen hafif indiriyor bazen hafif kaldırıyor. Kıskaçlar hep açık ve artık daha yakın olduğu için bana göre daha yukarı bakıyor. Adam ciddi yahu... Ben kaçarsa onu evin neresinde nasıl bulurum diye hayıflanırken kaçmak ne beni atacak evden... Zaten baş parmağıma saldırdı da benim şansım hep tırnağıma denk geldi kuyruk darbeleri. Aslında ölümcül bir hayvan değil biliyorum. Ağaç akrebi de derler ama soktu mu canını yakıyor insanın. Küçükken bir iki maruz kalmıştım sanırım. Hep bağ bahçede oynardık çünkü. </span></div><div class="imTAJustify"><span class="fs13lh1-5"><br></span></div><div class="imTAJustify"><span class="fs13lh1-5">Bir an üzerinden atlayıp mutfağa gideyim ve sinema filmlerindeki gibi üzerine bardak kapatayım, belki dost oluruz diye düşünmeye başladım. Tam sağıma doğru bir adım atıyordum ki baktım o da basketboldaki alan savunmasına benzer sola kaydı. "Hmmmm mutfağa göndermeyecek beni..." &nbsp;</span></div><div class="imTAJustify"><span class="fs13lh1-5"><br></span></div><div class="imTAJustify"><span class="fs13lh1-5">Aklıma Truva Savaşındaki Achilleus geldi. Yanlış hatırlamıyorsam Myrmidonların kalkanlarında akrep vardı. Emin değilim tam hatırlamıyorum. İçimden demek sen bir savaşçısın diye düşündüm. Ee ben seni öldürmek istemiyorum ama sen ciddi olarak kaşınıyorsun. Ben sabahın 06.40'ında bir akreple ateş geçitleri versiyonu bir senaryoyu içimde yaşarken paşamın sabrı tükendi ve bana atak yaptı. </span></div><div class="imTAJustify"><span class="fs13lh1-5"><br></span></div><div class="imTAJustify"><span class="fs13lh1-5">İşte her şey o bir saniye içinde oldu. Yalınayak olduğum için kuyruğundan korkarak üzerime gelişine karşı ayağımı çektim ve uzaklaştırayım diye de bir dürtmek istedim ama olmadı. 82kg ya karşı 5gr lık karşılaşma maalesef sandalla uçak gemisine çarpmak gibi bir etkide bulundu. </span></div><div class="imTAJustify"><span class="fs13lh1-5"><br></span></div><div class="imTAJustify"><span class="fs13lh1-5">Arkadaşı ağır yaralı olarak bahçeye çıkardım. Gladyatör artık doğal ortamında hayatına son verebilirdi. Çünkü maalesef bu savaşçı ruh zayıf düştüğünü veya kurtuluşun imkansızlığını gördüğünde intihar eden ender hayvanlardan. </span></div><div class="imTAJustify"><span class="fs13lh1-5"><br></span></div><div class="imTAJustify"><span class="fs13lh1-5">Koridor geçitleri muharebemiz böylece sona ermiş oldu. Ancak temsili resme benzemeyen bu beyaz şövalyeye çok saygı duymuştum. Çok cesur, çok atak ve savaşçı bir ruhtu. </span></div><div class="imTAJustify"><span class="fs13lh1-5"><br></span></div><div class="imTAJustify"><span class="fs13lh1-5">Cesaret her zaman takdir edilir ama hayatta kalmak da cesur olarak anılmak kadar önemlidir. Cesaretinizin zafer kazandırması ile ancak tacınız daha çok parlar. Cesaretiniz size ve koruduklarınıza fayda ve zafer kazandırmalı o zaman gerçek bir fedakarlıktan bahsedebiliriz. </span></div><div class="imTAJustify"><br></div><div class="imTAJustify"><div><div><br></div><div><span class="fs18lh1-5">Tezer Öner</span></div></div></div><div class="imTAJustify"><span class="fs13lh1-5"><br></span></div><div class="imTAJustify"><span class="fs13lh1-5"> </span></div></div>]]></description>
			<pubDate>Wed, 07 Apr 2021 14:00:00 GMT</pubDate>
			<enclosure url="https://www.tezeroner.com/blog/files/large-6247252_thumb.jpg" length="310548" type="image/jpeg" />
			<link>https://www.tezeroner.com/blog/?cesaret</link>
			<guid isPermaLink="false">https://www.tezeroner.com/blog/rss/000000014</guid>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[İlk İşe Giriş]]></title>
			<author><![CDATA[Tezer Öner]]></author>
			<category domain="https://www.tezeroner.com/blog/index.php?category=Profesyonel"><![CDATA[Profesyonel]]></category>
			<category>imblog</category>
			<description><![CDATA[<div id="imBlogPost_000000005"><div class="imTAJustify">Mart’ın ilk haftası her zaman mı bu kadar soğuk olur? </div><div class="imTAJustify"><br></div><div class="imTAJustify"><span class="fs13lh1-5"><b>1</b></span></div><div class="imTAJustify"><br></div><div class="imTAJustify">Pazar günü evde sabah kahvaltısında Önder’lerdeyim. İstanbul’da oturan kankam… İşsizlik güçsüzlük Bursa’da başıma vurdu kar-kış dinlemeden kaçtım ama bir haftadır evde hapis durumdayız. Bir iki Cadde’de yürüyelim dedik kıçımız dondu. İkimiz de işsiziz. Benim ailem pek baskı yapmıyor ama onunki bayağı yapıyor ve herif bunalımda… Benden iki yaşa yakın büyük… Ama şansızlık mıdır nedir bilmiyorum 6 aydır falan işsiziz. Ben daha önce zaten babamla çalışıyordum. Yaktın bizi Tansu abla yaa… İşi gücü kapattık dağıldık bittik… Devalüasyonda ancak kıçımızı kurtarmaya yetecek parayla ama ciddi bir mal ve iş – düzen kaybederek hayatta kalmaya çalışıyoruz.</div><div><div class="imTAJustify"><span class="fs13lh1-5"> &nbsp;</span></div><div class="imTAJustify">Önder sabah benden önce davrandı ve gazeteyi kaptı. Hürriyet İK elinde mutfakta kahvaltı yapmakta bir taraftan da ilanlarla dalga geçmekteyiz. Gazete onda olduğu için o okuyor ben de yorum yapıyorum.</div><div class="imTAJustify"><br></div><div class="imTAJustify">	“Tezer olum dinle şunu bak” bir yandan sırıtmaya başladı bile… </div><div class="imTAJustify"><br></div><div class="imTAJustify">	“Ne? Oku hadi… “ &nbsp;Bu arada ekmeğe Sarelle sürmekle meşgulüm aslında dikkatimi dağıtacak hiçbir şeye bakacak halim yok… </div><div class="imTAJustify"><br></div><div class="imTAJustify">	“Sektöründe lider bir şirkete satış danışmanları alınacaktır. Kariyer imkanı ve yükselme garantisi olan pozisyonumuz için dört yıllık yüksek okul mezunu tercihan yüksek lisansını yapmış, askerlikle ilişkisi olmayan ve en az iki sene saha tecrübesi bulunan ve 25 yaşını geçmemiş elemanlar aşağıdaki adrese şahsen veya faks numarasına özgeçmiş göndererek başvurabilirler.”</div><div class="imTAJustify"><br></div><div class="imTAJustify">	“Eee ne var bunda lan manyak mısın?” bu arada ben Sarella’dayım hala… </div><div class="imTAJustify"><br></div><div class="imTAJustify">	“Oğlum hesaplasana lan hepsini yapınca zaten 26 yapıyor. Hatta hazırlık okuduysan 27 bir de lise de hazırlık okuduysan 28… Mal lan bunlar… hahahahaha” </div><div class="imTAJustify"><br></div><div class="imTAJustify">Evet Önder haklı… Sarella yeme durumunda olduğumdan kafam çalışmaya başladı. “Oğlum ben daha kötülerini de gördüm boş ver!”. Zaten piyasada hem yağ çeksin hem satış yapsın hem paltomu tutsun hatta arabamı da kullansın sonra gelip rapor da yazsın tarzı patron çoktu. İkimiz de bunu iyi biliyorduk. </div><div class="imTAJustify"><br></div><div class="imTAJustify">“Aaa Tezer!!… Oğlum bu sana uyar bak dinle..”</div><div class="imTAJustify"><br></div><div class="imTAJustify">“Dinliyorum da bak cebimde beş kuruş kalmadı. Bursa’ya dönmem lazım. Ayrıca bir haftadır sizdeyim baymışımdır artık. Annen artık beni de azarlamaya başladığına göre bayağı iç içe geçtik ben yavaştan kaçar… İstanbul’a gelmeyi de hep hayal etmiştim. Ben ettikçe o benden kaçtı… Boş ver şimdi ben yarın dönerim. Hem yanımda giyecek bir şey yok. Seninle aramızda 25kg olmasa neyse de hahahahaha”</div><div class="imTAJustify"><br></div><div class="imTAJustify">“Oğlum bi sus… Dinle bak… Uzakdoğu’dan hammadde ithalatı ve temsilciliği yapan şirket, satış müdürü ve bölge satış temsilcileri arıyor. Telefonu da bu bak… Mecidiyeköy’de… Sabah ararız olmazsa sen basar gidersin… ok?”</div><div class="imTAJustify"><br></div><div class="imTAJustify">“İyi görünüyor... Öyle olsun… “</div><div class="imTAJustify"><br></div><div class="imTAJustify"><span class="fs13lh1-5"><b>2</b></span></div><div class="imTAJustify"><span class="fs13lh1-5"><b><br></b></span></div><div class="imTAJustify"> 	“Günaydın Önder… Naber?...”</div><div class="imTAJustify"><br></div><div class="imTAJustify">	“İyi lan… Telefonu verecektim ben de ara hadi…”</div><div class="imTAJustify"><br></div><div class="imTAJustify">Zzzııııııııırrrrrrrrrrrrrrrrr</div><div class="imTAJustify"><br></div><div class="imTAJustify">	“Alll-loooooo..??” kız fena pazartesi sendromunda daha uyanmamış, sanırım en yayvan ağız hareketiyle telefonu açtı. </div><div class="imTAJustify"><br></div><div class="imTAJustify">	“Merhaba hanımefendi… Ben iş ilanı için aramıştım..?”</div><div class="imTAJustify"><br></div><div class="imTAJustify">	“Hangisi için?”</div><div class="imTAJustify"><br></div><div class="imTAJustify">	“Ben satış müdürlüğünü tercih ederim ama siz satış temsilciliğini uygun görecekseniz eğer onu da konuşabiliriz tabii…” hahahah hakikaten uyuyor.</div><div class="imTAJustify"><br></div><div class="imTAJustify">	“O zaman ben sizi Hakan Beye bağlayayım. Adınız neydi?”</div><div class="imTAJustify"><br></div><div class="imTAJustify">	“Diğeri için kimle görüşmem gerekiyor? Tezer... Tezer Öner”</div><div class="imTAJustify"><br></div><div class="imTAJustify"> 	“Onun için de Hakan Beye bağlamam gerekiyor… bi dakka…”</div><div class="imTAJustify"><br></div><div class="imTAJustify">	“Tıııssssss…” Yok artık... Neyse susuyorum...</div><div class="imTAJustify"><br></div><div class="imTAJustify"><span class="fs13lh1-5"><b>3</b></span></div><div class="imTAJustify"><br></div><div class="imTAJustify">	“Alo ben Hakan… Buyurun…”</div><div class="imTAJustify"><br></div><div class="imTAJustify">	“Merhaba ben de Tezer… ( onun soyadı yoksa benim neden olsun ki? ) satış müdürlüğü için aramıştım… Ne zaman sizinle görüşebilirim acaba?”</div><div class="imTAJustify"><br></div><div class="imTAJustify">	“Çarşamba uygunum… Sabah 10.00 diyelim mi?”</div><div class="imTAJustify"><br></div><div class="imTAJustify">	“Hakan Bey ben İstanbul’da misafirim mümkünse bugün görüşmek isterim zira dönmem gerekiyor da… Ama mümkün değilse n’apalım kısmet değilmiş deriz.”</div><div class="imTAJustify"><br></div><div class="imTAJustify">	Hakan bana biraz sorular sormaya ve hızlı bir telefon görüşmesine daldı. On dakika sorgulama faslından sonra…</div><div class="imTAJustify"><br></div><div class="imTAJustify">	“Hemen gelebilir misiniz?.. Şimdi çıkarsanız bir saate burada olursunuz ve ben de sizinle öğleden önce görüşürüm.”</div><div class="imTAJustify"><br></div><div class="imTAJustify">	“Elbette, istediğiniz bu olsun… Bu arada arkadaşım da aynı görüşmeye girebilir mi? Sonuçta ikimiz de satış kökenliyiz…	“</div><div class="imTAJustify"><br></div><div class="imTAJustify">	“Tamam, beraber gelin…”</div><div class="imTAJustify"><br></div><div class="imTAJustify">	“Teşekkür ederiz…”</div><div class="imTAJustify"><br></div><div class="imTAJustify"><span class="fs13lh1-5"><b>4</b></span></div><div class="imTAJustify"><br></div><div class="imTAJustify">	Kapı otomatik olarak açıldığı anda ilk adımlarımızı atıyorduk şirketten içeri… Gerçekten giyecek bir şeyim yoktu. CAT botların üzerine bir Wrangler kot giymiştim ve onun da üzerinde fıstık yeşili Benetton sweat-shirt ve onun da üzerinde lacivert kayak yeleğim vardı. Saç baş uzun ve dağınık ama sakal traşlarımızı olmuştuk. Önder biraz daha derli topluydu. En azından kanvas pantolon ve gömlek üzerinde de kaşe paltoyla benim yanımda daha bir iş adamı görüntüsü çiziyordu.</div><div class="imTAJustify"><br></div><div class="imTAJustify">	“Merhaba hanımefendi!..”</div><div class="imTAJustify"><br></div><div class="imTAJustify">	“Aaa… Bi dakkkaaaa… Hahh!.. Şeyy… teşekkür ederim bu gün kargo yok…” Bir de zoraki gülücük… Ehh hak ettim ben… Trekking kıyafetiyle iş görüşmesine mi gelinir… </div><div class="imTAJustify"><br></div><div class="imTAJustify">	“Yok, biz iş görüşmesine geldik… Hakan Bey aceleyle çağırınca mecburen bu şekilde gelmek zorunda kaldım… Kocaman sıcacık bir gülücükle beraber sekreterin gözünde durumu Hakan’a çakmış oldum. Ehehehe”</div><div class="imTAJustify"><br></div><div class="imTAJustify">	“Hee… O zaman şöyle geçin bekleyeceksiniz biraz… Ben haber vereceğim size alacağı zaman…”</div><div class="imTAJustify"><br></div><div class="imTAJustify">	“Teşekkür ederiz. Önder bey de aynı sebepten burada. Önce ben görüşürüm benim ardımdan da onu alırsınız olmaz mı? Birbirimizi fazla beklemeyelim?”</div><div class="imTAJustify"><br></div><div class="imTAJustify">	“Olur… Alırım…”</div><div class="imTAJustify"><br></div><div class="imTAJustify">Bekleme salonunda en az beş kişi daha var. Bizim MESAİLER dediğimiz kabileye ait bu arkadaşlar. Dazlağa yakın kısa kesilmiş saçlar, sinekkaydı tıraş, siyah veya lacivert takım elbise ama ucuzundan, kırmızı kravat ve beyaz gömlekler… Arkalarını dönseler muhtemelen herkes onları karıştırabilir. Ha bir de Bond çantalar var. İçinde ne varsa? Tek bir dosya ve içinde maksimum üç yaprak cv için taşınan Bond çantalar. Hadi bilemedin üç yaprak ta referans mektubu çıksın… Kibarlıktan höşmerim kıvamında görünmekle beraber aynı pozisyon için insanı kabasından ısırıp iki lokmada seni yemeye hazır vahşiler. Bu tarz hıyarlıklara uyuz olurum. Şekilden ölmediğimiz bir gün olursa belki çalışma performansımıza da bakarlar diye düşünmeden edemedim… Neyse… Mecburen bu dallamaları bekleyeceğiz. &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;</div><div class="imTAJustify"><br></div><div class="imTAJustify"><span class="fs13lh1-5"><b>5</b></span></div><div class="imTAJustify"><br></div><div class="imTAJustify">	“Tezer beyyy!!!...”</div><div class="imTAJustify"><br></div><div class="imTAJustify">	“Buyurun hanımefendi… Geliyorum…”</div><div class="imTAJustify"><br></div><div class="imTAJustify">Hakan klasik bir müdürdü. Yani bir MESAİ’ydi. Masası da klasikti. Her şey vardı. Hatta gözüme bir de ses kayıt cihazı takıldı. Bu yeni minik Olympus’lardan. Ama onu yanlış yerde kullanırsa veya patrona karşı denerse kesinlikle başı derde girer, haberi var mı acaba? Oda küçük ve hatta tıkış tıkıştı. O daracık odaya bir de boş bir masa daha koymuşlardı. Demek satış müdürü burada oturacak. Büyüyen şirketin küçücük ofis dairesi durumu… </div><div class="imTAJustify"><br></div><div class="imTAJustify">	Ben bu herifle aynı odada hayatta oturmam… Zaten satış müdürü de olsam satış temsilcisi de olsam şirkette oturmam ki… Ancak rapor yazmak için falan… Neyse… </div><div class="imTAJustify"><br></div><div class="imTAJustify">	Ivır zıvır muhabbetler, okullar, hayaller, efendim beş sene sonra kendinizi nerede görüyorsunuzlar ( Buraya girersem seni şutlayıp şirket müdürü olarak daha büyük bir odada kendi başıma oturacağım. Bir de bu sekreterin yanına en azından bacakları uzun ve ayık olanından bulacağım… Hayret bi şey yaa… Ben Bursa’ya dönecek bilet parasını düşünüyorum aga… Sen neredesin ben neredeyim??? ) Gelecek kaygımızı beş yılla beş saat olarak realize edildikten sonra daha fazla detay konuşmaya başladık.</div><div class="imTAJustify"><br></div><div class="imTAJustify">	“Tezer Beycimm, demek siz Bursa’dasınız ve Bursa’lıları çok iyi tanıyorsunuz?? Mesela Bursa’nın sanayici zengin ailelerini de tanıyor musunuz?”</div><div class="imTAJustify"><br></div><div class="imTAJustify">	“Elbette Hakan Beycimm… Bursa çok küçük bir yer sayılır İstanbul’a göre… Cebinizde azıcık paranız varsa en zenginiyle bile haftada üç kere aynı yerde karşılaşır ve yer içersiniz… Ayrıca ailemiz tanınan ve sevilen bir ailedir. Lüks tüketim malzemeleri sattığımız bir de mağazamız vardı ama krizden dolayı kapattık ben de o yüzden iş arıyorum… ( Yoksa senin gibi yamyam gözlerle bana bakarak bu heriften kemiksiz kaç kilo satış çıkar diye hesap eden birinin karşısında hayatta oturmazdım… ) </div><div class="imTAJustify"><br></div><div class="imTAJustify">	Konuyu biraz derinlemesine anlatarak isimlerle örnekler vermeye başlayınca Hakan’ın gözlerindeki dolarları neredeyse sayabilecek netlikte görmeye başladım. Ha demek senin ilacın buymuş ehh biraz daha gaz verelim o zaman…</div><div class="imTAJustify"><br></div><div class="imTAJustify">	“Ooo oooo biz onlarla apartman komşusuyuz, hatta Nanezadeler benim sünnetimde arabalarını verdiler, Hansun&amp;Cansun Tekstilin oğlunu geçen hafta dövdüm abi köpeğin olayım diye peşimde geziyor…” Bu esnada artık abartmayı bırakayım diye düşündüm adamın ağzından ciddi salya akmaya başladı. Hatta bana Türk kahvesi ısmarladı… Şimdilerde biraz daha gençleri adam yerine koyduklarından ısmarlıyor olabilirler ama o zamanlar var ya Türk kahvesi ne konuşmaktan boğazın kurur su vermezlerdi adama… O derece yani... Dur sen dur sevgili okurum anlatacağım ileride onları da…</div><div class="imTAJustify"><br></div><div class="imTAJustify">	“Tezer Bey siz tam aradığımız bir arkadaşsınız. Biraz bekleyin ben sizi patronumuz Ceki Bey ile tanıştırmak istiyorum. “</div><div class="imTAJustify"><br></div><div class="imTAJustify">	“Elbette Hakan Beycimmm zaten bu akşam dönmem gerekiyor. Dolayısıyla ne kadar erken tanışırsam o kadar iyi…”</div><div class="imTAJustify"><br></div><div class="imTAJustify">Hakan odadan koşarak çıktı.</div><div class="imTAJustify"><br></div><div class="imTAJustify"><span class="fs13lh1-5"><b>6</b></span></div><div class="imTAJustify"><br></div><div class="imTAJustify">“Pşşştt… pşşt naber lan?” Fısıldıyorum… Bekleme salonunda Mesailer artmış… Önder’la iki laflamak için ben de çıktım odadan. Çocuk daralmış. "Tamam lan gireceksin işte birazdan görüşmeye sen içerdeyken ben de Ceki’yle konuşurum. Sonra gideriz. Ben satış müdürü olursam zaten sen benim takımımdasın hırbo…"</div><div class="imTAJustify"><br></div><div class="imTAJustify">“Hassttt... git… “ ama benim görüşmem iyi geçtiği için o da sırıtıyor. Stresi egale etmek için espri ve soğukkanlılık iyidir. Sonuçta işe girsek te girmesek te bir saat sonra hayat devam ediyor olacak.</div><div class="imTAJustify"><br></div><div class="imTAJustify"><span class="fs13lh1-5"><b>7</b></span></div><div class="imTAJustify"><br></div><div class="imTAJustify">Odadan girerken ilk önce kapı ve her yeri kaplayan lambriler gözüme çarptı. Çok ağır bir döşeme tarzı hâkim, salon çalışma odasına çevrilmiş. Şirketin kalanında harcanmayan bütün para bu odaya harcanmış belli… Bu da bana patronun genel yaklaşımı konusunda bir fikir vermeye başladı… Çalışırım kazanırım ama paylaşmam… Hmmm… </div><div class="imTAJustify"><br></div><div class="imTAJustify">“Merhaba, buyurun oturun lütfen şöyle…” Eliyle masanın önündeki koltuğu işaret ederek… Bu arada beni odanın girişinde ayakta karşılamış olması bir beyefendi olduğunu ve terbiyesini gösteriyor. Bu adama Hakan’dan daha iyi davranmam gerektiği ortada…</div><div class="imTAJustify"><br></div><div class="imTAJustify">Ses tonu ve görüntüsüyle beni iyiden iyiye etkiledi. 1.90 civarında boy gri beyaz kıvırcık hafif uzun saçlar, mavi gözler ve Agah Hun gibi oturaklı ve kalın bir ses tonu… Odanın kasvetli görüntüsü de eklenince adam gözümde Yunan Tanrılarından biri gibi görünmeye başladı… Doğal olarak insan hafif bir eziklik hissi ve psikolojik baskının karışımı bir etkiyle gelen mide krampına maruz kalıyor. </div><div class="imTAJustify"><br></div><div class="imTAJustify">Hakan sonuçta bir müdürdü ve bir gün benim de olabileceğim ulaşılabilir veya alt edilebilir bir pozisyonda ve bana rakipti. Ama bu adam patron… Sonuçta fiziksel özelliklerini bir kenara bıraksam bile milyon dolarları kenara atmış, ticari başarı ve iletişim konularında saygıyı hak edecek bir ömür sürmüş orta yaşın üzerinde tecrübesi ve zekâsıyla beni yerden yere vurabilecek biriydi… &nbsp;Ve ilah konuşmaya başladı…</div><div class="imTAJustify"><br></div><div class="imTAJustify">“Sizi dinliyorum… “</div><div class="imTAJustify"><br></div><div class="imTAJustify">“Pardon efendim? Anlayamadım… “</div><div class="imTAJustify"><br></div><div class="imTAJustify">“Sizi dinliyorum Tezer Bey… Anlatın… “</div><div class="imTAJustify"><br></div><div class="imTAJustify">“Nereden başlamamı istersiniz?”</div><div class="imTAJustify"><br></div><div class="imTAJustify">“Tamamen serbestsiniz… İstediğiniz yerden başlayabilirsiniz…”</div><div class="imTAJustify"><br></div><div class="imTAJustify">“Ceki Bey zamanınız kısıtlıdır. İsterseniz siz öğrenmek istediklerinizi sorun ben ona göre başlayayım…”</div><div class="imTAJustify"><br></div><div class="imTAJustify">“Yo siz bildiğiniz gibi anlatın…”</div><div class="imTAJustify"><br></div><div class="imTAJustify">O zaman aslında bir satış testinde olduğumu anladım. Ürün bendim. Karşımda da beni alıp almamaya karar verememiş bir müşteri vardı. Şimdi Ceki Bey beni bu şekilde bırakarak aslında ilerde de bir ürünü onunla ilk karşılaşan birine nasıl satacağımı anlamaya çalışıyordu. O anda adamın zekasına hayranlık duydum. Ehh madem dümen bende… Satıcı benim… O zaman benim malım en iyi mal… Görelim bakalım satış nasıl yapılır?!</div><div class="imTAJustify"><br></div><div class="imTAJustify">“Ceki Bey, efendim ben Bursa doğumluyum. İlk, orta ve liseyi Bursa’da okudum ve oradan da sizin tam ihtiyacınız olacak olan Uludağ Üniversitesi Tekstil Mühendisliği Bölümüne girdim. Babamın işi dolayısıyla uzun süre onunla kaldım ve şirketinde beraber çalıştık. Bizim işimiz daha çok perakende sektörü olmakla birlikte sizin hedef kitleniz olan fabrikaların ve sanayi tesislerinin müdürleri ve sahipleri bizden sıklıkla alış veriş yapmaktaydı… Hatta Hakan Beye birkaç örnek te verdim…”</div><div class="imTAJustify"><br></div><div class="imTAJustify">“Evet Hakan Bey bahsetti… Etkileyici… Devam edin lütfen…”</div><div class="imTAJustify"><br></div><div class="imTAJustify">Ceki Bey soru sormuyor ve lafımı kesmiyordu… Bu ya doğru yolda olduğumu gösterir ya da birkaç dakika içinde görüşmeyi sonlandırabilir. Adamın yüzünden de hiçbir şey anlayamıyorum ki… Hiç işaret vermiyor. Ama madem ben bir ürünüm ve ona kendimi satacağım o zaman ürünün gereksiz özelliklerini bir kenara bırakalım ve direk onu ilgilendirecek özelliklere yoğunlaşalım… Değil mi?</div><div class="imTAJustify"><br></div><div class="imTAJustify">Orta, lise faslını bir cümleyle geçtim… Hatta üniversitede öğrenci olduğum kısmını bile çok hızlıca geçtim. Sonuçta belli ki pratik bir adam ona iyi bir satıcı olduğumu gösterecek bir şeyler bulmam lazım… Hem konuşmak ve aynı anda hem de düşünmek güzel bir histir. Özellikle korktuğunuz veya adrenalin hissettiğiniz zamanlarda… Emin olun hem performansınız hem de yaratıcılığınız artar.</div><div class="imTAJustify"><br></div><div class="imTAJustify">Ne yapabilirim diye düşünürken aynı anda babamla geçirdiğimiz iş hayatımızı anlatıyor bir yandan da Ceki Beyin masasını duvarlarını mümkün olduğunca göz temasını kaybetmeden inceleyerek kendime ip uçları çıkarmaya çalışıyorum. Etraf çok dağınık ve karışık… Hah buldum bu biir…</div><div class="imTAJustify"><br></div><div class="imTAJustify">“Ceki Bey ben de çok dağınık ama bir o kadarda kendi içinde düzenli bir insanım… Çok düzgün kayıt tutar, mutlaka her şeyin notunu alır ve periyodik raporlamaya çok dikkat ederim… Babam çok titiz biridir efendim.”</div><div class="imTAJustify"><br></div><div class="imTAJustify">“Öyle mi? Karıştırmıyor musun dağınıklığında bıraktıklarının yerini?”</div><div class="imTAJustify"><br></div><div class="imTAJustify">“Dağıttıklarımı ben toplarsam asla efendim… Ayrıca bir şeyi bir yere koyduysam mutlaka aynı yerde ararım. Annem bile girip benim odamı toplamaz… Sadece toplamamı rica eder…”</div><div class="imTAJustify"><br></div><div class="imTAJustify">“Bir saniye Tezer Bey…” telefonu eline aldı ve bir numara çevirdi… “Kızım Tezer Beye bir kahve getirin… Nasıl içersiniz Tezer Bey?”</div><div class="imTAJustify"><br></div><div class="imTAJustify">“Orta rica edebilir miyim efendim?”</div><div class="imTAJustify"><br></div><div class="imTAJustify">“Kızım orta olsun ben de istiyorum…” telefonu kapattı…</div><div class="imTAJustify"><br></div><div class="imTAJustify">İşte bu… 15 dakikalık performansımın neticesi en az bir saat daha kalacağımın garantisi oldu… Kahve demek en az bir saat daha oradayım ve anlatıyorum demek. Bu iyi yolda olduğumun bir göstergesi… Ceki Bey nedense kahve olayına girerek ikinci bir seviyeye geçmiş oldu… Artık şundan eminim ki ilk prezantasyonum kabul edilmiş ve ikinci test başlamış durumda…</div><div class="imTAJustify"><br></div><div class="imTAJustify">“Ceki Bey bu arada kılık kıyafetim için özür dilerim. Ben aslında burada arkadaşımın yanında tatildeydim. Dolayısıyla iş görüşmesine uygun bir kıyafet yanımda getirmemiştim…” Çaresizce aylardır iş aradığımı bilmek zorunda değil… Değil mi?</div><div class="imTAJustify"><br></div><div class="imTAJustify">“Tezer Bey ben sizin aklınızdakilerle ilgileniyorum… Rahat olun lütfen…”</div><div class="imTAJustify"><br></div><div class="imTAJustify">Vay vay vay, açılmaya başladık… Haydi hayırlısı… Masada bol bol dergi ve gazete var… Gündemi takip ediyor… Ben de ediyorum… Ona da göstermem lazım ettiğimi… </div><div class="imTAJustify"><br></div><div class="imTAJustify">“Efendim sonra, biliyorsunuz ki Çin’den gelen mallar iç piyasaya ihraç kaydıyla çekilmekte ve sonra da büyük çoğunluğu Avrupa Birliği ülkelerine ihraç edilmekte… Gümrük Birliği anlaşmasından dolayı gelen kota ve fark vergileri piyasada hoş karşılanmayacak… Bu aşamada ben de gümrük mevzuatları konusunda biraz çalışmam ve ders almam gerektiğine karar verip kısa süreli bir kursa gittim…”</div><div class="imTAJustify"><br></div><div class="imTAJustify">İşte sonuç… </div><div class="imTAJustify"><br></div><div class="imTAJustify">“Gümrük tarifeleri ve vergi mevzuatlarını da öğrendin mi?”</div><div class="imTAJustify"><br></div><div class="imTAJustify">Şimdi aynı dilden konuşmaya başladık… İşin güzel tarafı aynı konuyu konuşmaya başladık ve karşılıklı konuşacağız demek bu… İşte şimdi seviyeler eşitleniyor… </div><div class="imTAJustify"><br></div><div class="imTAJustify">“Elbette efendim… Hatta hammaddeler ve dahilde işlem rejimi konusunda özellikle ders aldım…”</div><div class="imTAJustify"><br></div><div class="imTAJustify">“Sizin arkadaşınız mı vardı yanınızda?”</div><div class="imTAJustify"><br></div><div class="imTAJustify">“Evet efendim, beraber geldik… O da Hakan Bey ile görüşme yapıyor ama kendisi FMCG sektöründendir. Pek şansı olmayacak sanırım. Hakan Bey içeride bana bu konuda bu şekilde bir tüyo verdi…”</div><div class="imTAJustify"><br></div><div class="imTAJustify">“Peki… Arkadaşınızı uyarın, sizi beklemesin, biz daha uzun konuşacağız… Onu gönderin ve bir hava alın, bu arada ben de bir iki acil telefonum var onları halledeyim… Direk odama gelin çağırmamı beklemeyin…”</div><div class="imTAJustify"><br></div><div class="imTAJustify">“Peki efendim… Nasıl isterseniz…”</div><div class="imTAJustify"><br></div><div class="imTAJustify">Artık istediğim yoldayım bu iş bu saatten sonra geri tepmez… Daha doğrusu ben izin vermem… Rakam sorun değil… Sonuçta işsizim ve parasızım ne verse zaten evet demek zorundayım… Hayatımda en hızlı yaptığım şeylerden biri rakamları büyüklüğüne göre ışık hızında sıralamak ayrıca 1’in 0’dan büyük olduğunu anlamam için parasız kalmama da gerek yoktu…</div><div class="imTAJustify"><br></div><div class="imTAJustify">Önder’le konuşup durumu anlatınca direk uçarak kayboldu zaten… Bizim arkadaş grubumuz içinde bu yazılı olmayan bir anlaşmadır. İki konuda sonsuz derece birbirimize anlayış gösterirdik. Birincisi söz konusu bir kızla baş başa kalmak bir de bir iş veya para konusunda biriyle baş başa kalmak… İkincisi de ailemizden biri bir şey isterse veya ona zaman ayırmamız gerekirse… Bu konularda tartışma olmaz… O kadar ki ben daha geç çıkıp dönmek zorunda kalacağım diye Önder arabanın anahtarlarını da bana bıraktı… Dolmuş bulmak erken saatte daha kolaydı çünkü…</div><div class="imTAJustify"><br></div><div class="imTAJustify"> Odaya yöneldim ve ağır ağır derin nefesler alarak yürümeye başladım… İşte en heyecanlı kısma geldik şimdi… Flört saatlerimiz bitmek üzere ve en önemli kısım kim kimi öpecek? Pazarlık her zaman çok zevk aldığım bir konu olmuştur. Dünyanın her yerinde ve herkesle pazarlık edebilirim… Bence bu konuda da gayet iyiyim… Perakende sektöründen gelmenin getirdiği avantajlardan biri daha… Onun cebinden daha çok para çıkarmadan daha çok şey almayı başarmamın bir yolunu bulmam lazım…</div><div class="imTAJustify"><br></div><div class="imTAJustify">“Ceki Bey ben geldim… Girebilir miyim?”</div><div class="imTAJustify"><br></div><div class="imTAJustify">“Elbette… Arkadaşınız gitti mi?.. Bu arada başlamadan önce bir şeyler daha söyleyeyim içmek için… Bu sefer çay alalım mı?”</div><div class="imTAJustify"><br></div><div class="imTAJustify">“Çok iyi olur… Ben de bir su rica edebilir miyim acaba?”</div><div class="imTAJustify"><br></div><div class="imTAJustify">Ve konuşmaya başladık… </div><div class="imTAJustify"><br></div><div class="imTAJustify"><span class="fs13lh1-5"><b>8</b></span></div><div class="imTAJustify"><br></div><div class="imTAJustify">Pazarlık…</div><div class="imTAJustify"><br></div><div class="imTAJustify">Dünya kurulduğundan beri var olan en yaygın ve ilk konuşma konusu bence… Hayatımızın her anında pazarlık ederiz… Her an… Hangi kanalı seyredeceğinizden tutun da bakkaldaki standart fiyatlı ürünler için bile alış veriş yaparken aslında bir pazarlık yaparız. Kimle konuşursanız konuşun ve konu ne olursa olsun bir pazarlık ve anlaşmadır.</div><div class="imTAJustify"><br></div><div class="imTAJustify">Bir sigara almanın neresinde pazarlık var diyebilirsiniz. Bakkalın gülümsemesi veya nezaketidir oradaki pazarlık konusudur… Size göstereceği sıcak ilgi veya karşılamadır ki o da sizden nezaket ve saygı bekler… Hayatımda nereden alış veriş yaparsam yapayım veya ne almış olursam olayım hiçbir zaman parayı tezgâha yüksekten atmadım. O Amerikan filmlerindeki masadan kalkan kızgın adam tribidir veya barmenden viski isteme tribi… Bize uymaz… Parayı nezaketle ya bakkalın kendisine eline veririm veya yavaşça tezgaha bırakırım… Herkes kendi işini yapıyor… Şu zamanlarda olmasa bile ben çocukken herkes birbiriyle ailecek görüşürdü. Mahallenin bakkalı da olsa o benim Mustafa Amcamdı. Bu gerçeği bilip kabul edince herkesle saygı alış verişinde bulunmaya başlarsınız ki paradan çok daha değerli bir kredibilite yaratır… Sonra onu bol bol harcamanız mümkün…</div><div class="imTAJustify"><br></div><div class="imTAJustify"> &nbsp;&nbsp;&nbsp;	“Evet Tezer Bey yaklaşık 3 saattir sohbet ediyoruz. Sizi artık iyice tanıdığımı ve anladığımı düşünüyorum… Benimle çalışmak için ne istiyorsunuz? Zamanınız da olmadığına göre her şeyi bugün şimdi bitirmemizde fayda var…”</div><div class="imTAJustify"><br></div><div class="imTAJustify">	“Ceki Bey ben Satış Müdürü olmak istiyorum. Buna yetecek enerjim ve bilgim var…”</div><div class="imTAJustify"><br></div><div class="imTAJustify">	“Elbette ancak deneyiminiz yok…” gülümsedi… İlk defa… “Sizi anlıyorum… devalüasyon öncesi hayat standardınız yüksekmiş ve iyi kazanmak istiyorsunuz. Ancak burası da bir şirket korumak zorunda olduğumuz dengeler var…”</div><div class="imTAJustify"><br></div><div class="imTAJustify">	İşte bu klasik bir yalan… Ben de ilerde çok kullanacağım. Madem dengeler var ve korunmak zorunda o zaman herkesin birbirinin maaşını bilmesinde bir sakınca yok… Değil mi?</div><div class="imTAJustify"><br></div><div class="imTAJustify">	“Peki o zaman Hakan Bey ne alıyor öğrenebilirmiyim? Ona göre ben de bir seviye belirleyebilirim. Siz de gayet iyi anladınız ki Satış Temsilcisi görevi benim tatmin olacağım maaş getirisini vermeyecek… Bu durumda ne önerirsiniz?”</div><div class="imTAJustify"><br></div><div class="imTAJustify">	“Tezer Bey takdir edersiniz ki maaş bilgilerini sizinle paylaşamam… Herkesin kendi anlaşması kendisini bağlar ama benim ödeme dengelerimi de bozmamam lazım…”</div><div class="imTAJustify"><br></div><div class="imTAJustify">	“Ceki Bey elbette haklısınız, bu durumda size kimin ne kazandırdığını ve ne kadar faydalı olduğunu görmemiz gerekiyor değil mi? O zaman ben de kendi anlaşmam uyarınca beni bağlayacak bir rakam talep edebilirim… Sizce de adil değil mi?”</div><div class="imTAJustify"><br></div><div class="imTAJustify">	Bakalım nerede fikir birliğine varacağız… Off işte bu noktada seyrettiğim tüm poker filmlerindeki tüm hilelere ihtiyacım var… Az olmamalı… Matematikteki orijin noktası gibi… Noktayı nereye koyarsanız eğri oradan yükselmeye başlar… Kazanmanın en önemli kurallarından biridir bu… Ben nerede duruyorum o nerede duruyor ve kim diğerine kendisine çekecek?</div><div class="imTAJustify"><br></div><div class="imTAJustify">	“Tezer Bey önce sanırım görev tanımı konusunda bir anlaşma sağlamamız gerekiyor… Bence şöyle yapalım… Lütfen beni iyi dinleyin…”</div><div class="imTAJustify"><br></div><div class="imTAJustify">	“Buyurun efendim… Can kulağıyla sizdeyim…”</div><div class="imTAJustify"><br></div><div class="imTAJustify">	“Bu kadar bilgi ve sosyal çevreyle benim size Bursa’da ihtiyacım var. O kesin… Burada hem Hakan Bey var hem de Satış Müdürü olmak için biraz daha deneyime ihtiyacınız var. O yüzden sizi Bursa’ya geri yollamak istiyorum. Orada kalın, yaşayın ve iyi para kazanın… Öncelikle 4 aylık bir ön satış süreci yaşarız ürünlere ve şirkete alışırsınız ve eğer bu esnada benim Bursa’ya yaptığım satış ortalamasını bu 4 ayın ikisinde geçerseniz size bir ofis açarım, sekreter tutarım ve araba alırım… Kartvizitinizde de Bölge Müdürü yazar…”</div><div class="imTAJustify"><br></div><div class="imTAJustify">	“Bu 4 ay arabam olmayacak mı?” Şaşırmıştım… Sanayi ve fabrikalardan bahsediyoruz ve arabam olmayacak… O sanayi bölgelerine gidip gelmek, dolmuş veya otobüsler ben takım elbise kravat falan… Bittim ben… Hepsini bir kenara bırak günde beş fabrika dolaşacakken neden iki taneye gideyim… Aslında hiç te sportmence bir teklif değildi… Ama sonunu getirelim bakalım… “Efendim peki ben ne maaş alacağım? Bu durumda bir de prim hakkım olmalı değil mi?”</div><div class="imTAJustify"><br></div><div class="imTAJustify">	“Elbette… Size başlangıç olarak 17.000.- TL maaş vereceğim. Satılan her bir metre kumaş ve iplik kg’mı başına mal için de satış rakamı üzerinden %03 prim vereceğim. Bizim cent’lerle iş yaptığımız düşünülürse iyi bir teklif bu…”</div><div class="imTAJustify"><br></div><div class="imTAJustify">	“Efendim bana biraz az gözüktü… Ama bilemiyorum… Bu rakamı sadece bu dört ay için kabul edebilirim… Sizin için de uygunsa…”</div><div class="imTAJustify"><br></div><div class="imTAJustify">	“Siz ne istiyordunuz peki?”</div><div class="imTAJustify"><br></div><div class="imTAJustify">	“Ben net 25.000.- TL ile başlamak ve %05 prim düşünüyordum. Ayrıca cep telefonu, araba, ofis ve sekreterin tüm masrafları da şirket tarafından karşılanmalı… Haftada bir gün toplantı için İstanbul’a gelmem gerek ve Cumartesileri de fuar veya özel bir organizasyon olması dışında çalışamam… (Bay Ceki Musevi zaten Cumartesi çalışmıyor ki... Heyecandan bazı saçmalamalarım oluyor elbette) Son olarak kimle anlaşırsanız anlaşın 2 sene başarılı olursam İstanbul’a Satış Müdürü olarak gelirim…”</div><div class="imTAJustify"><br></div><div class="imTAJustify">	“Tezer Bey, henüz 24 yaşındasınız ilk profesyonel iş tecrübeniz ve yabancı bir piyasadasınız… Benim dediğim gibi başlayacağız… uzatın şimdi elinizi… Bu arada size hemen birkaç yüz lira avans vereceğim gidip üstünüzü başınızı düzeltip geri gelin… Eğitim ve şirket oryantasyonu vereceğiz size… Anlaştık mı?”</div><div class="imTAJustify"><br></div><div class="imTAJustify"> 	“Ceki Bey ben hakların verilmeyeceğini alınacağını bilirim… Dört ay sonra yeniden oturacağız burada…” </div><div class="imTAJustify"><br></div><div class="imTAJustify">İkimiz de gülmeye başladık… “Bu arada sizin Bursa’ya satış ortalamanız ne kadar?”</div><div class="imTAJustify"><br></div><div class="imTAJustify">	“Ayda 2,5milyon dolar… Geçebilecek misiniz?”</div><div class="imTAJustify"><br></div><div class="imTAJustify">	Yutkundum… </div><div class="imTAJustify"><br></div><div class="imTAJustify"><span class="fs13lh1-5"><b>9</b></span></div><div class="imTAJustify"><br></div><div class="imTAJustify">	Eğitim tahminimizden çabuk bitti. Üç günde her şeyi kapmıştım. Ceki Bey bana güzel bir çanta ayarlamıştı. İçinde fiyat listeleri, yükleme tarihleri gibi bilgilerin olduğu teknik dokümanlar Motorola 5200 cep telefonu ki kendisi ufak bir Sahra telefonunu andırır… İki pil ve masraflarım için 2.000.- TL havuz parası ile beni Bursa’ya geri gönderdi…</div><div class="imTAJustify"><br></div><div class="imTAJustify">	Ev ofis çalışmayı da pek sevdim o günlerde… Ev arkadaşlarım sabah işe giderken ben hala odamda yatakta telefon rehberlerimi kurcalıyor olurdum…</div><div class="imTAJustify"><br></div><div class="imTAJustify">	Keyfim yerindeydi… Cebimde param, işim ve cep telefonum vardı ki o sıralarda bir Allah’ın kulunda yoktu… Üstelik faturayı da şirket ödüyor… Yaşamak çok güzel… </div><div class="imTAJustify"><br></div><div class="imTAJustify">	Ceki Bey hala sevdiğim, zekâsına hayran olduğum, bana karşı inanılmaz saygılı, sevgili ve babacan bir adamdı… Tek sorunu çok fazla demagoji yapar içimi daraltırdı… O dört ay boyunca en düşük cirom 3,6milyon dolar oldu. İlk ayın sonunda maaşım bankaya 22.000.- TL olarak yattı ve Ceki Bey söz verdiği gibi dört ayın sonunda bana şehir merkezinde bir ofis açtı ve sekreter tuttu… Artık kartımda Bölge Müdürü yazıyordu… </div><div class="imTAJustify"><br></div><div class="imTAJustify">	Kartlarımı ilk olarak ailemin içindeki bir iki kişi de dâhil olarak benden bir bok olmayacağını düşünenlere dağıttım. &nbsp;</div><div class="imTAJustify"><br></div><div class="imTAJustify">	Maalesef ilk sene sonunda Ceki Bey ile primler konusunda anlaşamadık. Çıkan rakamı ödemeyi kabul etmedi ve Bölgeye ait olan satışın değil kişisel satışın primini vermek istedi. Bölge Müdürü Bölgeye yapılan tüm satışın primini almalıydı bence... Çünkü çoğu zaman ikili oynardık. Ben iyi polis kötü polis oyunları veya son dakika patron patrona hayırlı olsun telefonları sebebiyle satışı onun kapatmasına izin verirdim. Bu durumda satışı o hep kendi hanesine yazıyordu. Doğal olarak kişisel satışta normalde alacağım primin 1/7sini almam gerekiyordu. Bölge müdürü primi tanımı ve satış kapatmalardaki ikili oyunların rol dağılımının dengesizliği yüzünden anlaşamadık. Parayı kabul etmedim. Hak ettiğim prim kadar bana transfer parası öneren rakip şirkete geçtim. Bir daha onu aramadım. </div><div class="imTAJustify"><br></div><div class="imTAJustify">	Ama hayat bana akmaya devam ediyordu… </div><div class="imTAJustify"><br></div></div><div class="imTAJustify"><br></div><div class="imTAJustify"><span class="fs18lh1-5">Tezer Öner</span></div></div>]]></description>
			<pubDate>Tue, 06 Apr 2021 10:00:00 GMT</pubDate>
			<enclosure url="https://www.tezeroner.com/blog/files/large-3348987_thumb.jpg" length="86520" type="image/jpeg" />
			<link>https://www.tezeroner.com/blog/?ilk-gorusme</link>
			<guid isPermaLink="false">https://www.tezeroner.com/blog/rss/000000005</guid>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[ÖNSÖZ]]></title>
			<author><![CDATA[Tezer Öner]]></author>
			<category domain="https://www.tezeroner.com/blog/index.php?category=Anons"><![CDATA[Anons]]></category>
			<category>imblog</category>
			<description><![CDATA[<div id="imBlogPost_000000004"><div class="imTAJustify">Merhaba,</div><div><div class="imTAJustify"><br></div><div class="imTAJustify"><span class="fs13lh1-5"><b>Değerli okurum,</b></span> bu blogta birçok komik, dramatik, trajik ve politik anı ve hikâye bulacaksın. Bu hikâyelerin tamamı gerçek olaylar ve insanlara dayanmakla birlikte benim de katkılarım söz konusudur. Para ve rakamların tamamının doğru anlaşılabilmesi için onları günümüz koşullarına göre uyarladım.</div><div class="imTAJustify"><br></div><div class="imTAJustify">Fikir vermesi açısından şöyle bir bakacak olursak; bugüne dek profesyonel çalıştığım şirket sayısı 20’nin üzerinde… Kendi şirketimle veya bir şekilde kişisel danışmanlık verdiğim şirket sayısı da bir o kadar var… Bir de dostlarım ve arkadaşlarımın başından geçen olayları derlediğim şirketleri de sayarsak neredeyse 100 şirket ve çalışanlarından esinlenerek yazılmış bir anekdotlar ve hikayeler bloğu okuduğunu söyleyebiliriz.</div><div class="imTAJustify"><br></div><div class="imTAJustify">	Olayların gerçekliği ve şirketlerde çalışanların veya benim başımdan geçmiş olmalarının yanı sıra bu blogta geçen tüm isimler, yerler, zamanlar ve şirketlerin isimleri, yerleri ve zamanları gayet tabii ki değiştirilmiştir. </div><div class="imTAJustify"><br></div><div class="imTAJustify">Bu yaştan sonra bir de davalarla falan uğraşacak halim yok…</div><div class="imTAJustify"><br></div><div class="imTAJustify">	Ancak çok eğleneceğinden ve hatta birtakım dersler çıkaracağından da emin olarak sevgili okurum, sen ve tavsiye edeceğin arkadaşların denenmiş, yaşanmış ve kayda geçmiş bu olaylardan kariyerin adına bir iki çıkarım yapabilirsin… </div><div class="imTAJustify"><br></div><div class="imTAJustify">	Şirket ve çalışma hayatının yamyamlığı ve ezici dişleri arasında biraz da gülerek okuyacağın bu olaylar zamana ve mekâna bağlı kalmaksızın her zaman olabilir, hatta şuan olmaktadır ve olmaya da devam edecektir…</div><div class="imTAJustify"><br></div><div class="imTAJustify">	Dolayısıyla her patronun, çalışanın, bir iş sahibi olanın her an olmasa bile bazı anlarda yapabileceği enteresan, traji-komik veya zekice olaylardan ve anlardan derlenmiş bir demet sunuyorum.</div><div class="imTAJustify"><br></div><div class="imTAJustify">	Güzel zaman geçirmen ve faydalı olması dileğiyle…</div><div class="imTAJustify"><br></div></div><div class="imTAJustify"><span class="fs18lh1-5">Tezer Öner</span></div></div>]]></description>
			<pubDate>Sat, 03 Apr 2021 14:00:00 GMT</pubDate>
			<enclosure url="https://www.tezeroner.com/blog/files/large-1398363_thumb.jpg" length="69353" type="image/jpeg" />
			<link>https://www.tezeroner.com/blog/?onsoz</link>
			<guid isPermaLink="false">https://www.tezeroner.com/blog/rss/000000004</guid>
		</item>
	</channel>
</rss>